Gönderi

7/10
·648 syf.··
2025 36. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 00:00
Selamlar. Öncelikle genel olarak kitabı beğenmiş olmakla birlikte abartıldığını düşünüyorum. Yazarın kurduğu evreni ve yarattığı yarı distopya hoşuma gitti. Ancak bunun yanında kurgu ve yazarın seçtiği klişeler klasikleşmiş peri kurgularının çok dışında değildi bence. Sosyal medyada o kadar övülüp, Goodreads’te o kadar abartıldıktan sonra benim beklentimin altında kaldı açıkçası. Kitabın ilk 450 sayfasında neredeyse hiçbir şey olmuyor. Karakterleri tanıyoruz, evreni tanıyoruz, büyü sistemini tanıyoruz, civanın işlevi ne, simyacı ne yapar, evrendeki mevcut politik durum ne vs. derken olay döngüsüne katkı sağlayan neredeyse hiçbir şey olmuyor. Saeris civa deneyleri yapıyor ama sürekli başarısız oluyor. Darn’daki savaş devam ediyor. Kingfisher bipolar gibi davranıyor. Saeris’den önceki simyacıların günlüklerinde hatrısayılır bir bilgi bırakmamış olması çok saçma geldi bana. Çok çok nadir varolan simyacıların yaşadıkları evren diğer evrenler için bu kadar değerli olan bilgileri diğer simyacılara aktarmamış olması bence mantık hatasıydı. Hani bu bilgi aktarılsa ama eksik olsa ya da Saeris yönergeleri uygulasa ama başaramasa da kitap uzasa anlardım ama kitabın bu şekilde uzatılması bence anlamsızdı. Anlamlandıramadığım şeylerden bir diğeri Darn’daki yüzyıllardır süren bu savaşın sebepleriydi. Kral Darn’a yeterli malzeme ve aslında vampirlerin ölümü için gerekli olan gümüşü göndermiyor. Vampirler ise öyle ciddi bir saldırıda bulunmuyor. Yani aslında Darn’daki bu gerilim bu kadar uzun bir süre devam ederken kimsenin dönüp bunu bir sorgulamaması bana mantıksız geldi. Tamamen kitap uzasın diye eklenmiş it dalaşı sahneleri gibiydi. 450. sayfadan sonra ise her şey bir bir çözülüyor. Saeris civayı kullanmayı öğreniyor, Kingfisher ve Saeris’ın ilişkisi netleşiyor, Kingfisher’ın başına gelenleri öğreniyoruz, kötü adamlarla tanışıyoruz ve bir seri güzel aksiyon sahnesinden sonra kitap bitiyor. Kitabın son 200 sayfası çok güzeldi. Sanıyorum ki bütün övgüyü de buradan almış zaten. Ancak son 200 sayfaya gelene kadar yazar hikayeyi daha düzgün işleyebilirdi bence. Saeris civa denemelerinde sürekli ve sürekli başarısız olmak yerine adım adım ilerleyebilirdi mesela. Benzer olarak kitaptaki tanrı sistemi benzer kitaplardaki gibi tanrı heykelleri ve isimlerle sınırlandırılmış. Yani yazar tanrıları çok yüzeysel olarak geçmiş ancak kitabın sonunda bunun hiç de öyle olmadığını öğreniyoruz. Yazar burada okurları ters köşe yapmaya çalışmış ama ben şahsen çok etkilenemedim. Tanrılarla ilgili daha çok hikaye okumalıydık bence. Ben okur olarak tanrıların genel geçer bir detay olduğuna değil de kitaptaki karakterlerle birlikte tanrıların mit olduğuna ya da yok olduklarına inanmalıydım. Ancak tanrıların yok olduğu detayına bir kere falan yer veriyor. Bu kitap için çok önemli bir detay olan tanrı sistemi bu kadar yüzeysel geçilince kitabın sonu da beni çok etkileyemedi açıkçası. Kötü adamlarımızın güçlerini birleştirmesiyle ilgili boşluklar vardı. Yıllarca geçitler kapalıyken nasıl iletişim kurdular nasıl müttefik oldular ? Kitabın sonunda Madra donuk olan civa havuzunu kullanarak nasıl kaçabildi ? Özetle ben kitabı beğendim sayılır ama çok fazla abartıldığını düşünüyorum. Sevgilerle <3
QuicksilverCallie Hart · İndigo Kitap · 2025322 okunma
·
270 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.