Gönderi

9/10
·960 syf.··
2025 21. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2025 22:51
Spoiler bulunur! Kitabın ilk yüz sayfasında biraz sıkıldım açıkçası Aedion ve Lysandra bölümleri beni biraz boğmuştu ama sonrasında çok güzel açıldı ve çok güzel devam etti. Aedion ve Lysandra'dan başlayarak konuşayım. Aelin'a olanlardan sonra aralarındaki düşmanlık kısımlarının sonlara doğru çözülmesi güzel oldu. Aedion'ın fikirsel açıdan kitap boyunca çok geliştiğini düşünüyorum. Aslında babasıyla ne kadar birlikte olmak istediğini fark etmesi, Dorian'a çoğu zaman kinle yaklaşmasına rağmen o çaresizlik anında Dorian'ın gücüne ne kadar muhtaç olduğunu göstermesi ve Lysandra savaşta Aelin kılığına girip kendini feda edecekken söylediği her şeyden pişman olup hemen ona koşması vs. Aedion sinirini ve nefretini insanlara göstermekten çekinmeyen bir insan bir şeyi ne kadar istese de bazen onu istemediğini iddia edebilecek de bir insan (babasına karşı soğuk davranmasına rağmen onu düşünmesi gibi) Bu kitapta Aedion'a çok üzüldüm cidden herkes Fey, Cadı, Şekil Değiştiren olduğu halde çoğu kişide büyü gücü olmasına rağmen kendisi sadece bir Fey olarak orduya sonuna kadar destek olmaya çalışıyor ama bir noktada da olmuyor yani büyü gücü yok ve Aedion'ın kitap boyunca bu çaresizliği bana çok dokunmuştu. Manon ve Dorian bölümleri muhteşemdi ana karakter kadrosundaki hiçbir romantizm ilişkisine öyle aman aman bayılmıyorum ama Manon ve Dorian'ı okumak çok ayrı bir zevk. Manon'un üçüncü kitapta hikayeye dahil olduğundan beri gösterdiği karakter gelişimi ağzımı açık bırakıyor muhteşem bir noktaya geldi ve bunda çevresindeki insanların çok büyük payı var. Kitaplar boyunca Asterin, Elide, Dorian gibi kişilerle insani duyguları öğrenmeye başlaması çok güzel işlendi. Dorian'ın kitap boyunca şekil değiştirme çabalarını izlemek de çok zevkliydi ancak Dorian benim gözümde bu kitapta on kat yukarı çıktı. Morath'e girdiği ve çıktığı ana kadar okuduğum kısımları beni kitap boyunca en eğlendiren ve heyecanlandıran yerlerdi. Maeve ile Dorian'ı (tam olmasa da) bir ittifak halinde okuyacaksın deseler asla inanmazdım. İlk defa kötü karakterleri de bu kadar yakından okumamız beni çok mutlu etti bu kadar kısa sürede Maeve'e de Erawan'a da çok büyük saygı duydum amaçları ve başvurduğu yolları okumak onları daha iyi tanımamızı sağladı. Fenrys'in Aelin'ı kurtarırken öleceğine çok inanmıştım bir kısımda ama olmadı. Ben açıkçası orada etkileyici bir ölüm beklerdim ama mantıklı bir şekilde çözüldüğü için lafım yok. Kan yemini içirmek benim aklıma gelmezdi. Biraz sonlara gelecek olursam 'İsimsizdir bedelim' muhabbetinin Dorian'ın babasına bağlanacağını tahmin etmemiştim ancak kitaplar boyunca isminin hiç kullanılmadığını baya önceden fark etmiştim. Babasının isminin de Dorian olması biraz üzdü. On Üçlerin kendisi feda ettiği sahne muhteşemdi çok muhteşemdi. Asterin'in Manon'a söylediği şeyler ve Manon'un da bunu Elide'a söylemesi falan çok duygusaldı çok güzeldi. Savaş sonrası veda sahnelerinde baya ağladım veda sahnelerini çok seviyorum ama o kadar fazla veda oldu ki mentalim dayanamayacaktı az kalsın. Final de iyiydi öyle aman aman aklımda kalan çok etkileyici bir final olmadı ama güzeldi. Biraz da kötü eleştiri yapacağım. Bence sjm karakterlerine biraz kıyamayan bir yazar. Ben ana karakter kadrosundan birilerinin ölmesini çok isterdim dramatik etkiyi bence baya arttırırdı. Tabi ki her seride illa birileri ölmek zorunda değil ama bu kitap baya savaş ağırlıklı ilerlemesine rağmen son Orynth savaşında bizim kadronun tamamının da savaşın bizzat içinde olmasına rağmen hiç kimsenin ölmeden çıkması beni biraz mutsuz etti. Biz kitaplar boyunca karakterlerin acaba bu savaştan sağ çıkabilecek miyiz diye düşündüğüne şahit oluyoruz ama ben bir noktada kimsenin kolay kolay ölmeyeceğine kanaat getirdim ve bu sahneleri daha az umursamaya başladım. Özellikle sadece Gavriel'ın (mutlu olmasını en çok istediğim adamın) ölmesi beni baya üzdü. Yani bence birileri daha ölebilirdi yedi kitap boyunca bu kadar az insanın ölmesi beni mutlu etmedi maalesef ya da ölenlerin hep daha az önemli karakterlerden olması. Finalde vedalaşma kısmında Yrene ve Elide'ın sadece vedalaşması beni biraz üzdü kitabın ortalarından savaştan sağ çıkılırsa Elide'ın bacağını iyileştireceklerine dair bir söz vermişlerdi biraz bahsi geçse mutlu olurdum. Fırtınalar İmparatorluğu'nda Rowan bir sahnede eğer tüm bunlardan sağ çıkarlara Manon'a teşekkür edeceğini aklından geçirmişti. Gerçekten tüm kitap boyunca Rowan'ın Manon'a bir teşekkürünü bekledim ama olmadı. Çok saçma gelebilir aşırı küçük bir detay çünkü ama Cam Şato'yu bu kadar iyi yapan şeylerden birinin de detayları olduğunu düşünüyorum ve o sahneyi aklıma kazımıştım acaba gerçekleşir mi diye. Bütün kitaplara verdiğim puanları yedi kitaba bölünce tam 8 puan çıktı. Çoğu kişinin bu seriye 10 puan verdiğini biliyorum. Evet ilk kitaptan beri yaşanan her şey bir noktada mantıklı bir yere bağlandı ama teknik açıdan bakarsak kitabın asıl anlatmak istediği şeyler üçüncü kitapta dahil olmaya başlıyor ve Şafak Kulesi çok sıkıcı bir kitap. Üçüncü kitabı okurken de az kalsın reading slump a girecektim iki buçuk ayda falan bitirdim. Çok sıkıcı değildi ama 600 sayfa boyunca eğitim falan okumak beni yormuştu biraz yani seriye 8 puan verebilirim. (Belki de 9 ama sekize daha yakın hissettim)
Kül KrallığıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20201,431 okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.