uzun zaman sonra beni reading slumptan cikaran o kitap,,
baskarakterimiz prens miskin gercekten ilgi cekici biri. tuhaf ve absurt cikislari olsa bile rus romanlarinda gormenin imkansiza yakin oldugu bi tipleme. aptal denilebilecek kadar saf ve bagislayici, cogu yerde yeter dedirtmesine karsin gercekten sevdigim bi karakter oldu. kafasina vura vura bu kadar iyi olmamasi gerektigini soylemek istedim..
nastasya filippovnanin ne yapmak istedigini, derdinin ne oldugunu malesef ki kitabin sonunda bile cozemedim. oldukca tuhaf ve prensin hep belirttigi gibi 'cilgin' hatta 'deli' bir kadin. olabildigince erkene almaya calistigi dugununde bile kendisini oldurecegini bilmesine ragmen kactigi rogojin, sonuc olarak kalbinden bicaklanarak sessiz sedasiz olmesi.. bu olumu o istedi, kendisi ayarladi, korktugu ve kactigi seylere kendini her seferinde tekrar teslim etti.
prensin aglaya yerine nastasyayi secmesi kitaptaki karakterler tarafindan bile aptalca bulunuyor olsa da prensin kisiligini dusundugumuzde -ve tabii ki ne olursa olsun nastasya filippovnayi affedip ona geri donusu, ona asik oldugu derecede korkuyor olmasi- bu kararin tam da ona yakisacagini anlayabiliriz. aglayanin prensten sonraki hayati ve evlendigi kisi tarafindan aldatilmasi, kanmasi, belki de ona prensi aratmis ve ona cektirdiklerine pisman olmasina sebep olmustur. aglayayi hicbir zaman tam olarak cozumleyemedim maalesef ki.
uzun suredir kitap okuyamama ragmen bu 760kusur sayfalik kitaba baslamam basta cok yanlis bir karar gibi gelmisti ama budala gercekten surukleyiciydi, uzun konusmalar disinda olay orgusu cok akiciydi. ve kitabin sonu beni oylesine sasirtti ki. kotu bitecegini biliyordum ama prensin nastasyanin olusunu gordukten sonra bu kadar sakin kalabilecegini asla tahmin edemezdim. sevdigi kadinin cansiz bedenine ragmen rogojinle saklanabilmesi ve sonuc olarak hastaliginin kotuye gitmesi, iyilesemeyecegi bir 'budalaliga' mahkum olmasi.
gercekten iyi bir kitapti. 8.5/10