MİRA’NIN KIRMIZI DEFTERİ-ÇAĞLA URAL,456 sayfa
“Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.”️
Çağla Ural ‘ın Mira’nın Kırmızı Defteri ,aile sırları ,geçmişle yüzleşme,kimlik arayışı temalarını çok güzel anlatan,yalın,sade,yazarının kaleminin çok güçlü olduğu bir roman.Bireysel travmaların ve tarihsel olayların iç içe geçtiği,geçmişteki sırların bugünü ve karakterleri nasıl etkilediğini,şekillendirdiğini okuyucuya anneanne ve torunun gözünden aktarmaktadır.Yazar,sade ama etkileyici bir anlatım dili kullanarak okuyucuyu hikayenin içine çekiyor.Konular arasında hiç bir kopukluk olmadan,temposu artarak ,elden bırakılmadan okunan bir eser ortaya çıkmış.456 sayfa içinde sadece bir yerde kopukluk var bana göre.Oraya da bir açıklık getirilseymiş kusursuz olurmuş .O da artık nazarlığı olsun diyelim.
Kitabı bu kadar güzel yapan ve zevkle okutan kitap karakterleri kurgu olsa da konusu gerçek olaylara dayanmaktadır.Yazar da bunu kitabın son sözünde belirtirken hikayenin oluşmasında annesinin,babasının,kayınpederinin üniversite öğrenciliğinde yaşadıkları olaylardan esinlendiğini belirtmektedir.Yani romandaki tüm karakterler gerçek yaşamda olan kişilerin yaşadıklarıdır.Başlarından geçenleri yazar biraz da kurgu katarak bu muhteşem romanı ortaya çıkarmıştır.
Romanın ana karakteri Zeynep, eşiyle olan sorunlarını tek başına çözümlemeye çalışıp evliliğinde en zor kararı vermeye çalışırken onu büyüten anneannesi Şahika’nın felç geçirdiği ve durumunun kritik olduğu haberi ile hemen Amerika’dan İstanbul’a gelir.Konuşamayan ve sol kolu ile yazmaya çalışarak bir şeyler anlatmaya çalışan Şahika ,Zeynep’ten anahtarı bulmasını ister.Zeynep hangi kilidi açacağını bilemediği bu gizemli anahtarı bulmak üzere Şahika’nın sırlarla dolu geçmişine doğru bir yolculuğa çıkar.Bu yolculukta geçmişten gelen kırmızı deri kaplı defter onun tek kılavuzu olacaktır.Peki ne yazmaktadır bu defterde?
1950’li yıllarda İstanbul’da başlayan ölümsüz bir aşkın iki nesil gizemli tarihini öğrenen Zeynep,iki kadını birbirine bağlayan gerçeklerle yüzleştikçe hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığına şahit olur.
Neler Var Bu Hikayede?
Aile sırları ve yarım kalmış mektuplar
1950’ler İstanbul’unun dokusu ve 6-7 Eylül olayları
İki nesli birbirine bağlayan bir aşk
Sessizce yıllardır saklanan bir anahtar ve bu anahtarın sırrını bilen sadece iki kişi
Yarım kalmış,yarım asırlık bir aşk..
Ve unutulmaya direnen bir geçmiş..
Kitap ,merak ve özlem uyandıran,sonlara doğru gözyaşlarının akmasına neden olan,bir psikoloğun içsel bir uyanışı ile “ben kimin?” sorusunun cevabını bulduğu ,geçmişin izini sürerken ortaya çıkan beklenmedik gerçekler…
Yazarı ilk kez okumama rağmen muhteşem bir kitap yazmış.Her kitaba kolay on puan vermem,bu kitap tek kelime ile hakediyor.