Wisconsin’in sakin kasabasında, 17 yaşındaki voleybol yıldızı Callie Jones ansızın ortadan kaybolur ve yıllarca bulunamaz. Dosyası kapanır, geriye cevaplanamayan sorular kalır. Yıllar sonra, dedektif Pete ve Callie’nin vali olan babası, eski SSD çalışanı olan Ethan Hall’un yardımına başvurur. Artık bir acil servis doktoru olan Ethan, istemeden de olsa bu karanlık dosyaya geri döner. Ancak cevapları bulması kolay olmayacak, hapishanedeki bir mahkumla iş birliği yapmak zorunda kalacaktır.
Charlie Donlea’yı ilk kitabı Kaçırılan Kız ile tanımıştım. Ardından keyifle okuduğum Yirmi Yıl Sonra geldi. Geçen yıl elimden bırakamadan bitirdiğim Donuk Gözler’le hayranlığımı tam olarak kazanmayı başardı. Üstelik goodreads’da tüm kitapları 4 puanın üzerinde. Bu da türe ilgi duyan okurlar için önemli bir referans elbette.
Donuk Gözler’in üzerine çıkamamış olsam bile, bu kitabı da keyifle okudum. Her zamanki gibi artı ve eksi yönleri var. Öncelikle kitap, devamı olacak şekilde bitti. Her ne kadar birçok soru cevaplanmış olsa da, net bir finalle sonuçlandığını söyleyemem. Yazarın diğer kitaplarında böyle bir durumla karşılaşmadığım için, biraz hayal kırıklığına uğradım. İşin ilginç yanı; bu kitabın seri olduğuna dair hiçbir platformda en ufak bir emareye rastlamamam. Okuyacak olanlara da dipnot olsun.
Kitaba dönersek; ilk 100 sayfası durağan ilerlemesine rağmen ortalarda pik yaptığı bir an var. Sonrası zamanla yarış ve çözümlenme süreci. Dolayısıyla kitabı elinizden bırakamadan çok kısa bir sürede okumanız kaçınılmaz. Bazı ufak tefek tekrarlar olsa da, tat kaçıracak düzeyde değil, yazarın kalemi her türlü akıyor.
Donlea, şapkanın içinden tavşan çıkarmayı sevenlerden. Kurguyu kaleme almanın ötesinde, okurlarını adeta panayırda bir gösteriye davet ediyor. Sihirli bir illüzyon gibi. Ayrıca yazarı tanıyanlar sürprizler ve ters köşeler konusunda ne kadar uzman olduğunu bilirler, ilk kez okuyacaklar için de fikir olsun.