·88 syf.····Okunma: 31 Temmuz 2025 18:27 Kan Damlası, Define’ye göre biraz daha kısa bir roman. Bu romanda Define’de olduğu gibi günlük mantığı yok. Her bölümün kendi başlığı var ve anlatıcı ilk romanda olduğu gibi kahramanın kendisi, yani Şakir Feyzi değildir. İlk roman kahraman bakış açısıyla, ikinci roman ilahi bakış açısıyla yazılmıştır. Kan Damlası, 1926 Eylül-1927 Kasım tarihleri arasında Sevimli Ay’da tefrika edildikten sonra 1928’de kitap olarak basılmış. Define’de gizli saklı bir paranın aranması söz konusuyken Kan Damlası, bazı cinayetler üzerine kurulmuş bir romandır. Romanlar birbirinin devamı olmakla birlikte devam romanının daha sert ve gizemli bir olay örgüsüne sahip olduğunu söylemek mümkündür. Aynı zamanda Define ile Kan Damlası arasında 5 yıllık bir zaman dilimi vardır. Kan Damlası, Define’de yaşanan olayların 5 yıl kadar sonrasından başlar ve devam eder.
Ben, kitabı günümüz Türkçesine uyarlayan hocamız gibi tat kaçıran şeyler söylemek istemiyorum. Zira kendisi Kan Damlası’nın ‘‘Sunuş’’ bölümünde cinayete kurban gidenlerin isimlerinden tutun da romanın nasıl sonlanacağına kadar her şeyi anlatmış. O sebeple Define’nin sunuş bölümünü okuyun ama Kan Damlası’nın sunuş bölümünü romanı bitirdikten sonra okuyun. Kaldı ki bu sunuşta da kayda değer hiçbir şey yok, olmasa da olurmuş.
Romanların olay örgüsü merak uyandırıcı olmakla beraber teknik bakımdan kusurlu olduğunu söyleyebiliriz. Olayların birden gerçekleşmesi, dönemin polisiye romanlarında klişe olarak karşımıza çıkan bazı detaylar, neden-sonuç ilişkilerinin zayıflığı, rastlantılar, iyilerle kötülerin tip özelliği göstermesi derken epey kusur tespit edilebilir.
Özellikle Kan Damlası’nda ortaya çıkan yeni kahramanımız Müfettiş Hayret, dönemin polisiye romanlarında olmazsa olmaz bir polis hafiyesi tiplemesidir. Romana renk kattığını düşünmekle beraber özellikle romanın son bölümlerinde yaşadığı bazı olaylar, üstte bahsettiğim kusurların birebir örneği olarak gözüme çarptı.
Bu romanların tüm teknik kusurlarına rağmen merak uyandıran, bir çırpıda keyifle okunan romanlar olduğunu söyleyebilirim. Yazarın benimsediği sanat anlayışının dışında kalıp edebî değerleri tartışılsa da Türk edebiyatının bir dönemine damga vurmuş bir ismin romanları olması hasebiyle okumanızı tavsiye ederim.