Okuduğum ilk Dostoyevski eseri. Başta önyargılıydım gerçi. Bi kumarbazın yazdığı kitap nasıl ola bilir ki diyordum. Küçük eser ama bana öyle şeyler kattı ki. Her cümleyi incelediğimde insan psikolojisini daha iyi anlıyordum. Bundan sonrası SPOİ olucak (o yüzden kitapı hiç okumayan arkadaşlar okumayınız) İlk başta Nastenkaya fazla kızmıştım. Bi tek onun hatası düşünüyordum. Ama Nastenka o kiracıyı seçerek hata yapmadı. Şöyle düşünelim. Eğer tüm olanları hayalperest değil kiracı anlatsaydı ve Nastenka bu sefer de hayalperesti seçseydi, bu sefer de biz "hayatının aşkını nasıl 4 gündür tanıdığın birine değişirsin" diye onu kınardık. Nastenka'nın asıl hatası duygusal olarak çöküşte olduğu için hayalperesti yaslanacak omuz, yarabandı gibi görmesiydi. O kadar kızgındı ki, içinde sevgiye açlık boşluğu oluştu. O yüzden hayalpereste boş yere umutlar verip kalbini kırdı. Ona "şunu yaparız, evime göçersin yarın" diyerek asıl kendisini artık hayalperesti sevdiğine inandırıyordu. Ama eski aşığını gördüğü anda o geçmiş duyguları geri geldi. Hayalpereste çok üzülsek de onun da hatası var. Nastenka ilk başta onu "bana aşık olma" diye uyarmıştı, ve açık şekilde başkasına aşık olduğunu belirtmişti. Şöyle bir şey fark ettim arkadaşlar. Size hiç garip gelmedi mi hayalperestin Nastenkaya neden böyle sırılsıklam aşık olması? Hayalperest çok yalnız biriydi. Hayal dünyasında yaşıyordu. Temamen yapayalnızdı. Hayatında onu ilk kez birisi yani Nastenka dinledi. Ondan başka hayatında pek fazla insan olmadığı için Nastenkanı ideal bi kadın olarak gördü. Ne de olsa o bi hayalperestti. Eğer hayal dünyasında yaşamak yerine diğer insanlarla iletişim kursaydı o zaman kendisine daha uygun birini bulurdu. Kitap isminin bile "Beyaz geceler" olması o kadar anlamlı ki. Aslında geceler kapkaranlık dolu. Ama Sankt-Peterburk'ta beyaz geceler döneminde güneş batmadığı için her yer karanlık olmuyor. Gerçekte hayalperestin hayatı da karamsarlıkla dolu. Tıpkı geceler gibi. Ve onun hayalleri de beyaz olarak onu bu karamsarlığı görmekten kurtarıyor. Ama gerçeklikten böyle uzaklaşmak bi gün bizi üze bilir, tıpkı hayalperest gibi