·136 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Ağustos 2025 22:53 Sultan Abdülhamid dönemi kitabı okumak isterken bu kitabı onermişlerdi. Aslında o dönemle birebir alakası yok. 1. Dünya savaşının geçtiği dönemi konu alıyor eser. Zaten yazarin da ilk romanı. Ve tabi ki sansüre uğradığı için verilmek istenen toplumsal mesaj daha gizli kapaklı verilmiş.
Benim için zevkli bir okuma tecrübesi oldu. Kısa olması hikayeyi bir o kadar da etkileyici kılıyor. Çünkü bu 120 sayfada bir insanın karakter ve kimlik değişimine yakından şahit oluyorsunuz. Bunu bu kadar okuyucuya hissettirmek büyük meziyet bence ki Reşat Nuri de benim övgümu gerektirmeyecek ölçüde iyi bir yazar. Onun eserlerini okurken hem insanı olarak kendimi sorguluyorum hem de anlattığı karaktere o kadar ait oluyorum ki onu da sorguluyorum sanki oymuşum gibi.
Kitabın konusuna gelecek olursak; kendi halinde yaşayan bir memurun bir paşa kızına aşkı ile başlıyor. Aslında bu süreç o kadar güzel ilerledi ki ben de onların aşkına bir sahitmisim gibi hissettim ama Şeref Beynin değişiminden sonra daha karanlık bir kitaba dönüştü. Aslında kitabın başları bahar aylarıysa sonra kışın en çetin zamanları izlenimi uyandırıyor.
Toplumsal olarak ise 1. Dünya savasindaki bir ülkede sosyete(!) diye anılan kesimin savaşan bihaber oluşu ve halkın açlıktan ve sefaletten ölümü, bunlar tam bir dönem eleştirisi aslinda. Ve bu sefalet romanın içerisine bazı bölümlerde tesadüf eseri karşılaşılan olaylar gibi kısa anlatılıyor. Tam da o dönemde sosyetenin bu insaları hiçe sayması gibi..
Uzun zamandır okuduğum en etkileyici kitaptı. Yakın tarihin sokaklarında onlardan biri gibi dolaşmak isteyenlere tavsiye ederim.