İnsanlık tarihini derinden etkileyen on yedi molekülün izini süren Napolyon'un Düğmeleri , kimya dünyasını tarihin dönüm noktalarıyla buluşturuyor. Kitap bilimsel ve kültürel bir yolculuğa çıkarıyor. Günlük yaşamda sıradan kabul edilen, fakat uygarlıkların seyrini değiştirecek ölçüde etkili olan maddelerin öykülerini konu ediniyor. Ufacık bir kimyasal değişimin bile tarihin akışında büyük sonuçlar doğurabildiğini göstererek kimyanın insanlık serüvenindeki görünmez ama belirleyici rolünü bilimsel bir analiz ve hikayeler eşliğinde ortaya koyuyor.
Kitabın dikkat çekici bir ismi var, Napolyon’un Düğmeleri ifadesini yazar, bilimle nasıl bir ilişkisi olduğunu merak eden okuru fazla bekletmeden, giriş bölümünde bu hikayeye açıklık getiriyor. Metalik kalay sıcaklık düştüğünde gri bir toza dönüşerek farklı bir yapısal forma giriyor. Rivayete göre Napolyon’un ordusunun Rusya seferinde yenilgiye uğramasının sebeplerinden biri de askerlerin üniformalarında kullanılan düğmelerin bu metalden yapılmış olmasıydı. Her ne kadar uçarı bir hikâye gibi görünse de, tarihe yön veren moleküllerin etkisini anlatmak için güçlü bir simge işlevi görüyor.
Eserde incelenen moleküller arasında baharatlar, C vitamini, şeker, ipek ve naylon, boyalar, aspirin, doğum kontrol hapı, morfin–nikotin–kafein üçlüsü, zeytinyağı ve tuz gibi birçok bileşik bulunuyor. Bu maddelerin kimyasal yapılarını tarihteki rollerini ele alınıyor.
Coğrafi keşifler, göçler ve sömürgecilik büyük ölçüde baharatların ve şekerin cazibesiyle şekillenirken, kölelik ve ticaret bu maddelerin etrafında kurulan küresel düzenin ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Tıp ve mühendislikte devrim niteliğinde gelişmeler antiseptiklerden patlayıcılara kadar pek çok molekül sayesinde gerçekleşiyor. Doğum kontrol hapı gibi buluşlar toplumsal cinsiyet rollerinin ve kültürel yapının dönüşümünde belirleyici olurken, sanayileşmenin kimyasal ürünleri doğal çevrede büyük tahribatlar yaratıyor. Böylece kitap, küçük bir molekülün insanlık tarihini nasıl köklü biçimde değiştirebildiğini gözler önüne seriyor.
Kitap çevredeki maddelere yeni bir gözle bakma fırsatı sunuyor. Napolyon’un Düğmeleri tesadüflerin, keşiflerin ve merakın kesişiminde doğan moleküllerin tarihin akışını nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. bizlere, uygarlık yolculuğumuzun en küçük yapıtaşlarının bile dünyamızı değiştirecek güce sahip olduğunu düşündürüyor. İlgilenenlerin keyifle okuyacağı, kültürel ve bilim dolu bir yolculuk olacaktır.
Herkese keyifli okumalar.