·168 syf.····Okunma: 23 Ağustos 2025 13:42 Annesi ve babası tarafından yok sayılıp bir orman köyünde yokluk ve türlü kötülükle yaşamaya çalışan dedesinin yanına bırakılmış, okula henüz adım atmış çağdaki -adı bile olmayan- bir çocuğun gözünden baktım dünyaya bu kez. Çocuğun korunmaya o kadar ihtiyacı vardı ki onu sarıp sarmalamak istedim. Hayallerinde onu kurtarmaya gelecek olan büyülü Boynuzlu Maral’ı bekledi. Kendisine, dedesine ve teyzesine eziyet eden eniştesinden koruyacak bir baba figürü bekledi. Küçük kalbi kaygıyla dolup taşarken hayallerindeki yarattığı o beyaz gemiye ulaşmak için balık olmayı bekledi. Bekledi de bekledi.
Aytmatovla tanışmamı sağlayan bu kitabın dili oldukça akıcı ve sade. Karakterlere gelirsem, çocuktaki masumiyet halinin, dededeki günü kurtarmaya çalışan “pasif iyilik” halinin hiçbir işe yaramadığını; aksine bu hallerin, kötülerin daha da kötü olmalarına neden olduğunu, kötülerin yani güçlülerin galip geldiğini bir kez daha anlatıyor Yazar. Ayrıca pollyannacılıktan uzak çok tanıdık bir sonla bitti. Spoiler içerir!!! Hatta öyle bir son ki, dedenin kötülere yaranmak ve o yaşta işsiz kalmamak için çocuğa kurtarıcı ve büyülü bir mit olarak anlattığı Boynuzlu Maral’ı kendisinin avlaması bu kadar da olmaz dedirtti.
Ez cümle, sonu itibariyle yazarın tüm okur ve edebiyat çevrelerince eleştirilmesi bir yana, masalla gerçeğin, gerçekle masalın iç içe geçtiği bu romanı okumanızı tavsiye ederim.