kendimi yıllardır omuzlarımda taşıdığım taşlardan kurtulmaya çalışırken buldum. (Ne kadar çok şeyi boş yere kafaya takmışım!) Her sayfa, bana geçmişimdeki takıntılarımı, gereksiz endişelerimi ve başkalarının ne düşüneceği korkusunu hatırlattı. Ve birden, gülümsedim; evet, tüm bunlar benim hayatımı boşa harcamama neden olmuştu!
Kitap bana, seçmem gereken şeylerin sınırını hatırlattı. Kimi zaman önemsiz ayrıntılara, saçma endişelere takılıp kalıyoruz ve farkında olmadan kendi hayatımızı küçültüyoruz. (Bunu daha önce defalarca yaşadım!) Manson’un esprili, açık ve doğrudan dili, beni sarsarken aynı zamanda gülümsetti; bazen o kadar net ki, kendi kendime “EVET, BU DOĞRU!” demekten kendimi alamadım.
Kendi yaşamımda yaşadığım stresli anlar, bu kitabın satırlarında yankı buldu. Büyük kararlar, ilişki karmaşaları, iş hayatındaki sıkışmışlık… her biri, kitabın rehberliğiyle daha az yük gibi hissettirdi. (İÇİNDE BİR HAFİFLİK, BİR ÖZGÜRLÜK HİSSİ!) Manson, bana önemsemeyi bırakmamı değil, doğru olanı önemsememi öğretti. İşte fark burada: Önemsiz olanı bırak, hayatını değerli kıl!
“Artık bazı yolları boşuna taşlarla doldurmayacağım” dedim. Bazı duygular, bazı düşünceler… hepsi seçimimiz. Ve ben, artık kendi seçimlerimin farkındayım; geçmişin yüklerini bırakıp, geleceğe daha hafif adımlar atacağım.