Yeryüzünde hikaye uydurabilme becerisi geliştirmiş ilk canlı olan insan, sizce her zaman gerçeğin peşinde midir?
İnsanlar her zaman gerçeğin peşinde midir, yoksa inandığı hikayelere uyma eğilimi içinde de olabilir mi?
Bilgi dediğimiz şey her zaman hakikati mi temsil eder?
Dinler insanlığa her zaman barış ve neşe mi getirmiştir?
Matbaanın icadı birçok olumlu sonucu doğursa da, propaganda ve korkunun da hızla yayılmasına ve bir çok masumun hayatını kaybetmesine neden olmuş olabilir mi?
Bilgiyi çok hızlı yayabilme kapasitesine sahip olan radyo ve telgraf yanlış insanların elinde neye dönüşmüştür?
İnternet ve Facebook'un iletişimi çok kolaylaştırması her daim insanların yararına mı olmuştur?
İnsan eliyle icat edilmiş tüm bu bilgi ağlarının (neksus) olumlu-olumsuz sonuçlarını çok güzel örneklerle anlatan Harari, "hikaye uydurma becerisinin milyonlarca yıl sonra yeryüzünde bu kez etten kemikten olmayan bir zekanın yeteneği haline gelmesinin ne gibi sonuçları olabilir?" sorusunu da yanıtlamaya çalışıyor.
Ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçlar neler olabilir ve bu sonuçların engellenebilmesi için neler yapılabilir?
Kitap çok dolu, ufuk açıcı bir kitap arkadaşlar, cümlelerin altlarını çize çize, notlar yaza yaza oldukça yavaş bir okuma gerçekleştirdim. Okurken büyük bir emeğin ürünü olduğunu hissediyorsunuz.