Bu zındıklara itibar etmeyiniz!
İslâm’da günahtan arınma yani masumiyet, yalnızca peygamberlere mahsustur. Peygamberler dışında hiçbir insan ister sahâbe, ister âlim, ister veli olsun hatadan korunmuş değildir. Bunun en büyük delili, İslâm’ın direkleri olan Ömer ve Ali radiyallahu anhuma'>ın hayatıdır. Onlar hiçbir zaman kendilerini günahsız görmemiş, bilakis daima Allah’tan af dilemişlerdir. Ömer (r.a) , hutbelerinde şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Benim hatalarımı, cahilliğimi, işimdeki aşırılıklarımı, benden daha iyi bildiğin şeylerimi bağışla. Allah’ım! Benim şakamı, ciddimi, hata ile ve kasıtla yaptıklarımı bağışla. Bunların hepsi bendedir.” (Buhârî, Daavât 39; Müslim, Zikr 70) Yine o, kendi nefsini sık sık hesaba çekerdi. Bazen kendi kendine yüksek sesle: “Ey Hattab’ın oğlu Ömer! Vallahi ya Allah’a itaat edersin ya da O seni helâk eder.” derdi. (İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 7, 134) Bir gün eline hurma alarak yine kendi kendine: “Ey Hattab oğlu Ömer! Emîru’l-Mü’minîn’sin! Allah’tan kork! Yoksa O, seni şiddetle azaplandırır.” diye seslenmişti. (İbnü’l-Cevzî, Sıfatu’s-Safve, I, 276) Hz. Ömer’in geceleri namaz kılıp ağladığı, gözlerinde yaş izlerinin olduğu, çoğu zaman “Allah’ım! Beni azabından affınla, günahlarımdan mağfiretinle kurtar.” diye dua ettiği rivayet edilmiştir. (İbn Sa’d, Tabakât, 3, 274) Hatta minberde halka hitap ederken: “Vallahi biliyorum ki, eğer Allah beni affetmezse, helâk olmuşlardan olurum.” diyerek istiğfarını açıkça dile getirmiştir. (İbn Hacer, el-İsâbe, 2, 511) Hz. Ali (r.a.) de aynı şekilde tevazu sahibiydi. Minberde ellerini açıp: “Allah’ım! Beni bağışla, geçmişimi ve geleceğimi, gizli ve açık günahlarımı affeyle. Sen’den başka bağışlayıcı yoktur.” diye dua ederdi. (İbn Ebî Şeybe, Musannef, 10/335) Hatta kendi taraftarlarına bile şöyle demiştir: “Ben de sizin gibi bir insanım. Rabbime itaat ettiğim sürece bana uyun. İsyan edersem beni düzeltin.” (İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 7, 360) Bütün bu örnekler gösteriyor ki, Allah’ın en seçkin kulları olan sahâbeler bile kendilerini günahsız görmemiş, her fırsatta Allah’a yönelip af dilemişlerdir. Dolayısıyla bugün bir tarikat şeyhini “mahfuz, günahsız, masum” gösterenler, peygamberlere ait bir sıfatı başkasına vermekte, Müslümanların itikadını bozmaktadırlar. Allah Teâlâ, “Nefsinizi temize çıkarmayın. Kimin sakındığını en iyi Allah bilir.” (Necm 32) buyurarak bu tür iddiaları reddetmiştir. Müslüman’ın yolu bellidir. Allah’a kul olmak, peygambere tabi olmak ve sahabenin izinden gitmek. Ömer ve Ali radiyallahu anhuma gibi yüce şahsiyetler bile günah korkusu ile titrerken, herhangi bir şeyhi “günahsız” ilan etmek büyük bir sapmadır.
·
71 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.