·320 syf.····Okunma: 24 Ağustos 2025 17:19 Kitabın ismi son derece çarpıcı, değil mi? Sadece adı bile merak uyandırıyor; kim bilir kaç kişi sırf bu yüzden okumaya başlayacak. Güzel bir strateji ben sevdim.
Kitaba başlamadan önce, zamanı durdurmanın tek bir yolu olduğuna inanıyordum. Kitabın sonunda yazarla aynı noktada buluşmuş olmak beni mutlu etti. O konuya değineceğiz.
Matt Haig, hücre yaşlanması olağanüstü derecede yavaş ilerleyen Tom’un hikâyesi üzerinden aslında geçmişin gölgesinde kaybolan insan ruhunu, aidiyet arzusunu ve aşkın hem umut hem de acı dolu yanlarını ele alıyor.
Şöyle düşünelim: Eğer yüz yıllardır yaşayan bir insan olsaydık, dünyayı nasıl algılardık? Güç, sevgi, korku, aşk, güven gibi tüm kavramlar zamanın akışına göre dönüşür. İnsan ömrü sınırsız olsaydı, bu dönüşüm çok daha yavaş gerçekleşirdi. Mesela dijital çağ öncesinde televizyonun hatta radyonun olmadığı evlerde doğan insanların tamamı dünyadan ayrıldığında, geriye bambaşka bir dünya kalacağına inanıyorum. Ya öyle olmasaydı şuan Shakespeare'le aynı dünyada yaşamaya devam etseydik ?...
Bir diğer önemli tema, Tom’un sürekli yer ve kimlik değiştirmek zorunda kalması. Bir gün siz de dünyanın öbür ucuna gidip, ailenizi, işinizi, kimliğinizi geride bırakmak zorunda kalsaydınız… O bunalımı nasıl atlatabilirdiniz? Ve tüm bu yükün ortasında, ne kadar yasaklansa da aşka direnememek… Bu da insanın bencil ama bir o kadar da insanca yönü sanıyorum.
Ve gelelim en önemli mesaja: Zamanı durdurmanın yolu, herkesin tahmin edebileceği gibi, “anda olmak.”
Ama “anda olmak” nasıl olur? İşte burada Yalom’un bir sözünü hatırlatmak isterim: “Uçmak istiyorsunuz, ama uçmaya uçmakla başlamamalısınız.”
Nereden başlamalı peki?
Zamanı nasıl durdurmalı?
İnsan, geçmişe saplanıp kalmış yanıyla yüzleştiğinde, geleceği kontrol edebileceğini zanneden tarafının maskesini indirdiğinde… anda olmak zaten kendiliğinden ortaya çıkıyor sanırım. Çünkü “anda olmak” bir eylem değil; insanın kendini kandırmaktan vazgeçtiğinde ortaya çıkan doğal bir sonuçtur. Diyor ve yazarın diğer eserlerine doğru yol alıyorum...