Dmitriy Merejkovskiy’nin Deli Petro adlı romanı, Rusya tarihinin en tartışmalı figürlerinden I. Petro’yu (Büyük Petro) merkezine alır. Yazar, Petro’yu yalnızca bir hükümdar olarak değil, aynı zamanda modernleşme ile gelenek arasında sıkışmış, hem hayranlık uyandıran hem de korkutucu bir figür olarak işler. Petro, Avrupa kültürünü Rusya’ya taşımaya çalışan bir reformcu iken, aynı zamanda despotluğu ve acımasızlığıyla halkına dehşet saçan bir çar olarak resmedilir. Roman, bu ikili doğa üzerinden ilerler: bir yanda Rusya’yı çağdaşlaştıran bir “kurtarıcı”, diğer yanda halkın gözünde bir “Deccal.” Eser, bireysel iktidar hırsının, ulusal kimlik ve inançla nasıl çatıştığını gösterirken, tarihsel bir biyografiden öte felsefi bir sorgulamaya dönüşür. Deli Petro, devletin, dinin ve bireyin sınırlarını sorgulayan güçlü bir tarihsel romandır.