·496 syf.····Okunma: 25 Ağustos 2025 13:24 Dedektif Joona Linna serisinin 8. kitabı Ayna Adam; temposu hiç düşmeyen işleyişi, bir film izliyormuş hissi uyandıran anlatımı, sert ve karanlık sahneleri, duygu göstermesini beklediğim anlarda tepkisiz kalan donuk ama derin karakterleri ve bazı bölümleri akla yatmasa da etkileyici, heyecanlı kurgusu ile yine soluksuz okuduğum polisiye romanlar arasında yerini aldı. Joona Linna ve Saga Bauer karakterlerinin kişisel hikâyelerini daha iyi kavrayabilmek için kitapları sırasıyla okumayı tercih etsem de, farklı olay örgülerine sahip oldukları için tek tek de rahatlıkla okunabilirler. Bu kitapta ayrıca, ilk kitapta tanıştığım ve sonraki birkaç kitapta da rol alan Psikiyatrist Erik Maria Banks’in ön planda olması dikkat çekiciydi.
16 yaşındaki Jenny Lintz okul dönüşü kaçırılır. Bir dönem medyada geniş yer bulan bu haber, araştırmaların sonuçsuz kalmasıyla zamanla unutulur. Hikâye, Pamela ve Martin çiftinin başına gelen trajik kazadan 5 yıl sonrası ile devam eder. Jenny’nin cesedinin bulunması, Pamela’nın tanıştığı 17 yaşındaki Mia’nın kaçırılması ve 14 yıl önce intihar vakası olarak kayıtlara geçmiş bir ölümde benzer bulguların ortaya çıkması, Joona Linna’nın tüm itirazlara rağmen davanın sorumluluğunu üstlenmesine yol açar. Çok geçmeden Jenny Lintz’in ölümünün ne ilk ne de son ölüm olduğu, karanlık zihinlerin acımasız eylemleriyle örülü bu tüyler ürpertici tablonun akıl almaz boyutlara uzandığı ortaya çıkar.
Belli ipuçları ile kesin sonuçlara ulaşılması, tüm karmaşanın tek bir kişi sayesinde çözülmesi, az karakter sebebi ile şüphelerin belli kişilerde toplanması gibi bazı pürüzler bulunsa da; karanlık atmosferi, hastalıklı zihinlerin rahatsız edici dışa vurumları, ürpertici hikâyesi ve su gibi akan anlatımıyla Ayna Adam, polisiye severlere önerimdir.