Puan vermedi·70 syf.····Okunma: 25 Ağustos 2025 16:27 Okurken gerilmemek neredeyse imkânsızdı. Irène, burjuva sınıfına ait, sekiz yıllık evliliği olan, avukat eşi ve iki çocuğuyla sakin bir hayat süren bir kadındı. Ancak durağan yaşamından sıkılmış, içten içe bir heyecan arayışına girmişti. Bu arayış onu bir davette piyan çalan genç bir adamla gizli bir ilişkiye sürükledi. Buluşmaları çoğunlukla çocuğun yaşadığı apartmandaki evde gerçekleşiyordu.
Fakat bir gün, apartmanın kapısında beklenmedik bir kadınla karşılaştı ve o andan itibaren hayatı altüst oldu. Kadın, Irène’i sürekli tehdit ediyor, şantaj yapıyor ve ondan para talep ediyordu. Herkese, özellikle eşine söyleyeceğini belirtiyor, sürekli para istemekle Irène’in iç dünyasını parçalıyordu. Bu durum onu öylesine korkutuyordu ki kendi kendini adeta hapsolmuş hissediyordu. Evdeki hizmetçiler ve eşi, bir şeylerin yolunda gitmediğini sezdiler ama ne olduğunu anlayamıyorlardı.
Kadın sürekli mektuplar gönderiyor, para istiyordu. Irène’in çaresizliği öylesine büyüdü ki, en sonunda nişan yüzüğünü vermek zorunda kaldı. Bu olay, onu öylesine derin bir umutsuzluğa sürükledi ki hayatı artık dayanılmaz hâle gelmişti; ölüm düşüncesi aklından geçiyordu. Ama yüzüğünü geri almak için iki gün boyunca kadını aradı, ne yazık ki bulamadı. Sonunda, eski aşığının evine giderek durumu konuşmak istedi—aslında en başından yapması gereken buydu. Çocuğa durumu anlattığında, bu kişinin tanımadığı biri olduğunu fark etti. Irène inanamadı ve evden çıkarak, arkasından birinin onu takip ettiğini hissetti; kim olduğunu bilmeden doğru eczaneye gidip morfin almaya karar verdi. Tam parayı verecekken arkasında birini hissetti ve aslında bu kişinin kocası olduğunu fark etti.
Kocası morfini alıp, hiç konuşmadan Irène ile birlikte eve döndü. Kadın suskun ve ağlamaya başlamıştı; her şeyin bittiğini düşünüyordu. Eşi şefkatle ona yaklaşmaya çalıştı, ismini söyledi ama Irène ağlamaktan hiçbir şey söyleyemiyordu. Nihayet, kocası kadını kendi tuttuğunu ve ona destek olacağını gösterdi. Irène, yaşadığı bu korku ve şantaj sürecinin ardından, kocasını ve çocuklarını hatırladı; sevgisini ve hayatının değerini yeniden fark etti.
Kitabı okurken, gerilimin ve merakın yavaş yavaş sizi sarması kaçınılmaz. “Ne zaman yakalanacak? Ne zaman bitecek?” soruları içinizi kemiriyor ve Zweig’in insan psikolojisine dair ustalığı her sayfada daha da belirginleşiyor.