Babasıyla birlikte sürekli göç eden, kasabadan kasabaya dolaşan bir çocuğun gözünden, hayatın değişimlerini, yoksunluklarını ve küçük mutluluklarını anlatıyor. Hikâyenin merkezinde, hayatın yükünü omuzlamış ama ideallerinden de vazgeçmeyen bir baba figürü var. Bir yandan Anadolu’nun ruhunu hissediyorsun, diğer yandan hayatın aslında bir tren yolculuğu gibi sürekli ilerlediğini.