Puan vermedi·686 syf.··
2025 447. kitabı
·
129 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 19:13
''Gün Doğmadan, Türk edebiyatının usta şairlerinden olan Sezai Karakoç'a ait tüm şiirlerinden oluşmaktadır. Diriliş yayınları tarafından çıkarılan kitap, şimdiye dek 20. baskıyı geçmiştir. En güncel olarak piyasada 22. baskısı bulunmaktadır. 1933 doğumlu olan şairin birçok şiir kitabı bulunmaktadır. Bu şiir kitaplarını tek tek satın alabileceğiniz gibi, bir arada da alabilirsiniz. 682 sayfadan oluşan Gün Doğmadan şiir derlemesi ilk olarak Monna Rosa şiir kitabı ile başlıyor. Bu kısımda 7-39 arasını kaplıyor. Şairin en bilindik şiirlerinden biri olan Monna Rosa da burada yer alıyor. Kısaca üzerinde düşünüldüğünde, bu şiirin insan üzerinde ki etkisi; hafif bir rüzgârın sonbahar yaprağının üzerinde ki etkisi gibi. Çok hafif bir dokunuş ve asil bir süzülüş. Aynen bu şekilde, şiir ruhumuza dokunuyor, bizi selamlıyor ve sonra köşesine çekilip düşüşümüzü izliyor. Bizler de seve seve düşüyoruz. Yine bu kısımdaki şiirler genel olarak aşk, çaresizlik ve çelişki üzerinde duruyor. İkinci kısmın adı ise: Şahdamar. Bu kısım 39-79 arasını kaplıyor. Şairin 1953-1957 yılları arasında yazdığı şiirleri bu kısımda yer alıyor. Lili, Kan İçinde Güneş, yine Muazzez Akkaya'ya yazdığı söylenilen Pinpong Masası, Şahdamar gibi ilgi çekici ve derinden etkileyen şiirlerinin yer aldığı bölümde, aşkın yanı sıra, şairin dünyayla konuşması gözlemlenebiliyor. Biz hayret eder, kuvvet eder, dudağımızı bükeriz; Dudağımızı kör makaslarla dilim dilim ederiz İki tane elimiz var deriz; Bin tane elimiz olsaydı Bini birbirinin aynı olurdu deriz. ... Siz kalbe hançer gibi giren Siz kalpten ağaç gibi çıkan Siz bize şahdamarımızdan yakın Siz yüzükler içinde kan (Şahdamar - Sezai Karakoç) Bölüme ismini veren bu şiirden de anlaşılacağı üzere, şair sürekli birisine sesleniyor. Sanki kendini ve kendine benzeyenleri soyutluyor ve dünyanın geri kalanına hitap ediyor. Ve bu da okuyucuya, gözlemci hissi veriyor. Bir kasabada fırtına kopar iken, dağı tepesinden izliyor gibi. Üçüncü kısmın adı: Körfez. 79-121 arasını kaplıyor. Balkon, Yoktur Gölgesi Türkiye'de, Av edebiyatı, Kapamak İçin Gözlerini isimli şiirleri, şahsımca bu kısmın öne çıkan şiirleri. Ancak şiir yağmur ve güneş arasında ki seçim gibi kişiye has olduğundan; herkes farklı bir şiiiri benimseyebilir. Dördüncü kısmın adı: Sesler. Bu kısım 121-173 arasını kapsıyor. Şair bu kısmı "Dördüncü Sağnak: geometri sağnağı. Doğaüstü kent çizgileri" olarak tanımlıyor. Şairin 1962 ile 1967 yılları arasındaki şiirlerini, kronolojik olarak içine alıyor. Beşinci bölümün adı: Hızırla Kırk Saat. 173-297 arasını kaplayan bu bölüm içerisindr ki şiirlerin başlıkları bulunmuyor. Bunun yerine 1. - 2. - 3. olarak adlandırılıyor. Bu şekilde 40. şiire kadar geliyor. Altıncı bölümün adı: Taha'nın Kitabı. 297-361 arasını kapsıyor ve yedi bölümden oluşuyor. Burada bir hikaye anlatılıyor. Her bölümün bir başlığı ve başlıkların altında da alt başlıklar yer alıyor. Bu kısımda en çok dikkat çeken şey, birinci bölümün şiirinde parantez içinde geçen İngilizce cümle. Son ikindilerdr Çağlayan Beyimizdir (Oh gentleman the last afternoon gentleman) Sonumuzdur. (Gün Doğmadan\Taha'nın Kitabı\Birinci Bölüm (Değişim) - Sezai Karakoç) Kitabın içinde yer alan en değişik kısım bu kısım diyebiliriz. Şairin 1969-1970 yılları arasındaki şiirlerini kapsayan yedinci bölümün adı: Gül Muştusu. Bu bölümde ki şiirler de başlıksız. Roma rakamları ile sıralandırılmış halde ilerliyorlar. Ses, Masal, Sepet, Fecir Devleti ise 361-423 sayfalarını kapsayan bu bölümün başlık almış şiirleri. Sekizinci bölümün adı: Zamana Adanmış Sözler. 423- 481 arası süren bu bölümde de numaralandırılmış şiirler olmasına rağmen çoğu şiire başlık verilmiş. Kitabın içerisinde tam olarak 12 bölüm bulunuyor ve bu bölümler aynı şekilde ilerliyor. İnsanı içine çeken bir sihre sahip olan şiirlerin sırrını, içlerinde bir hikaye barındırmasına bağlıyorum. Rüzgara bakıp, sürüklenen toz zerreciğinin hikayesini yazmak gibi bu şiirler. Hiç akla gelmeyen bir hikaye, kimsenin umursamadığı bir hikaye. Ama ruha dokunan bir hikaye'' Sezai Karakoç Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1) "İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun) İçimde Nuh'un en yeni tufanı Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez) Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden) "Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan) Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3) Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3) Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan) Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde Bir kış güneşliğinde Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir Tabiatı aşan bir bildiriştir Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil Görünüşte öç hakikatte değil Faninin sonsuzla barışması Affın mağfiretle yarışması Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış) Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3) Kaç aç varsa hepsi ben Kaç hasta varsa hepsi ben Kaç liman önlerinde dönen İşsiz hamal hepsi ben Kaç aşktan ters yüz edilmiş Aşık varsa hepsi ben Bütün çiçeklerle donanıp Bütün insanlarla ölen ... (Körfez) Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3) Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam) İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar) İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü) “Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre) Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV) Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler) İdealini yitirmiş ruh, yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3) Ne olup ne bitiyor Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)''
Gün DoğmadanSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20232,521 okunma
·
187 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.