Maceranın edebiyat sahnesinde nasıl ölümsüzleştiğinin en parlak örneklerinden biri Alexandre Dumas’nın Üç Silahşor’ü. İlk sayfasından son satırına kadar merak ve hayranlıkla okuduğum bu eser, gerçek bir başyapıt niteliğinde.
Dostluk, sadakat ve ihanetin iç içe geçtiği bu macerada D’Artagnan’ın gençlik coşkusu, Athos’un gizemli geçmişi, Porthos’un gösteriş merakı ve Aramis’in iç dünyasındaki çatışmalar o kadar canlı ki, sanki onların yanında yürüyüp savaşıyor gibi hissettim. Ayrıca kitap, yalnızca tarihi bir serüven de değil; cesaretin, dayanışmanın ve bireysel tutkuların çarpıştığı unutulmaz bir sahne.