10/10
·208 syf.··
2025 74. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 16:36
Marcus Aurelius’tan bir alıntı ile başlıyor. ‘Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok.’ Aynı zamanda her şey unutulmaya mahkum er ya da geç. Yalom gerçek psikoterapi öyküleri ile genç meslektaşlarına ve okuyucularına sesleniyor. Tabi ki gizlilik ilkesi esas alınarak isimler değiştirilmiş ve bazı yerler kurgusal olarak sunulmuş. Bu öykülerden kendi hayatımıza ya da çevremizde olanlara istinaden öğreti kazanmak olası. İnanılmaz derecede etkilendim. İnsan okurken kendi kendine aynı soruları sorma ve kendini anlama fırsatı elde ediyor diyebilirim. Bazı noktalar beni inanılmaz etkiledi. Erken yaşta babasını kaybeden Charles, baba arayışına girer ve uzun yıllar bunun eksikliğini hisseder. Daha sonra bir nebze bu boşluğu kapatabildiği bir insanı kaybettiğinde ise ölüm ile yüzleşir. Burada Yalom’un kişiye yönelttiği soru beni çok etkiledi. Neden bir babaya ihtiyacın var? Belki farklı bir şekilde sormuştu, inanılmaz bir his. Yaş ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanın bu ihtiyacı pek körelmiyor gibi. Bu duygu biraz da inanç ile bağlantılı olsa gerek. Bu terapinin sonunda ise Charles Yalom’a seni yordum diyerek teşekkür ediyor ve Yalom itiraz ediyor fakat sonrasında gerçekten yorulduğunu itiraf ediyor. Bazen sevdiğimiz bir işi yapmak ya da çok sevdiğimiz insanlara yardımcı olmak bile bize yorucu gelebiliyor. Üstüne üstlük bunu da sırtlanıp vicdan muhasebesi yapmaktan geri kalmıyoruz. Yorgun hissettiğim bir dönemde bunu okumak bana çok iyi geldi. Farklı bir öyküde şuna değiniyor Yalom. Kabullenmek. İnsan ancak umudu bittiğinde kabullenir. Yaşadığınız hayal kırıklığı ve o olayın gerçekleşmesine dair umudunuzu kaybettiğinizde kabullenip huzura eriyorsunuz. Bu söylem yine içimde birçok şey ile yüzleşmemi sağladı. Bu kitabı herkes okumalı, etkisinden çıkmam uzun sürecek gibi…
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.