Gönderi

Puan vermedi·300 syf.··
2025 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 01:36
Sağırdere, Kemal Tahir’in hikayecilik ve roman hayatının ilk eserinden biri. Çankırı’da hapishanedeyen yazmaya başladığı bir anadolu romanı. Anadolunun içinde, bir köyde geçen, bu toprakların derinliklerinden çıkmış bir “yerli ve milli” roman. Sağırdere’de hayat düğün ve gurbet arasında sarkaç misali bir döngüdür. Büyürsün düğün edersin ya tarlada çalışırsın ya da gurbete gidip çalışırsın. Yaşamın sürmesi için yapılması gerekenlerin sadeliği ve yaşamın getirdiği sorumluluklar arasındaki zorluk hep hissedilir. Bireyin yaşadığı bu zorlukların iç dünyasına yansımalarını da görmekteyiz. Topal İsmail’n topallığı veya Mustafa ve Vahit’in bıyık konusunda yalnız kaldıklarında yaptıkları iç muhasebeye şahit oluruz. Kemal Tahir, İstanbul doğumlu olmasına rağmen hem anadoluda memurluk yaptığı için hem de 12 yıl boyunca hapishanelerde anadoluyu gezdiği için coğrafya ve insanını tanıyan biri. Diğer romanlarında da değinmiştik, Tahir yazdığı şeyi detaylarına kadar biliyor. Özellikle kitabın ilk bölümünde (düğün) anlattığı düğün sahneleri, kronolojisi, olayları ve adetleri bunun ne kadar doğru olduğunu göstermektedir. Düğün kısmı anlatımı gerçekten mest edicidir. Yerel örf ve adetlerin kullanımını öyle düşünüyoruz ki hapis arkadaşlarından dinledikleriyle öğrenmiştir. Üstünkörü olmamakla beraber detaylara hakim olacak kadar da meraklıdır bu insanı tanımaya. Onun acılarının, sevinçlerinin, umudunun ve umutsuzluğunun nereden geçtiği üzerine gözlemler yapmış, onları yazmıştır. Kitabın ortaya çıkma iddiası da budur zaten: Yabancı romanın tahakkümünden çıkıp buranın romanını yazmak. Bu büyük bir iddiadır çünkü altından kalkılmadığı takdirde kişinin mevcut varlığını da kendi ağırlığı altında yok eder. Tahir’in bugün ideoloji fark etmeksizin, fikir fark etmeksizin herkesin okuması ve aidiyetinin bu coğrafya olduğunu belirtmesi onun yüklendiği yükü taşımış olduğunu göstermektedir. Bu roman özellinde bakacak olursak bir hikaye anlatıcısının özelliklerinden biri, sözlü anlatımda, günlük konuşmada, anlatımda olan hikayeyi yakalamasıdır. Her olayın, kişinin anlatılacak bir hikayesi vardır. Her âdem bir alem düsturuyla bakıldığında âdemdeki alemi yakalayan kişiler büyük ustalardır. Tahir, hapishanede olduğu yıllarda mahpus olduğu yerlerin insanların çok şey dinlediği eserlerinden okunmaktadır. Tahir, alemi yakalayanlardan bir Usta. Dönemin toplumsal yapısı hakkında, kadın ve erkeklerin gündelik yaşamda iş bölümü, dönemin olaylara yaklaşım tavrı gibi konularda da bir şeyleri anlamaya yardımcı oluyor eser. Aslında köyden kente geçişe dair de ufak nüveler var eserde. Nüfusun göç yönüne paralel olarak insanların köyden kente gitmesinin başlangıç zamanlarına tekabul etmektedir. Belli bir süre çalışmak için gurbete giden insanlar artık gurbete gitmeyip şehirlerin kenar mahallerinde gecekondularda yaşamaya başladır. Gecekonduların, kenar mahallelerin hikayelerini okumak isteyenler Orhan Kemal’i okuyabilirler. Ama anlatılan insan aynı insan. Şehirde, köyde, kasabada olması onun ayrı bir toplumun insanı olmaktan çıkartmaz. Son olarak değinmek istediğimiz konu Mustafa’nın yaşadığı serüven. Kendisinin sevdiği kız onu sevmiyor, kafasını yarıyor hatta, üstelik köyde tembel olarak biliniyor, dediği şeylere inanılmıyor. Ayşe evlendikten sonra kendisi de artık orada kalmayağını söyleyip gurbete gitmesi onun kırılma noktalarından biridir. Yaptığı işin arkasında durabilmek için Ankara’da iş bulmasa da, kendi arkasından diyecekleri hazır yargıları söyletmemek için bedavaya bile durmaya karar vermesi onun insanın gururu için neyi yapacağı, nelerden vazgeçeceğini gösterir. Sonunda geri dönüyor ama o Mustafa olarak değil ama köylü adam ne anlar!
SağırdereKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 01,016 okunma
·
79 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.