Adını fısıldayan rüzgâr, kaderini yazan gökyüzü. Bir hastane koridorunda yankılanan ayak sesleri, uykusuz gecelerin ve çaresiz duaların gölgesinde büyüyen bir kalp. O, insanların kırılgan hayatlarını avuçlarının içinde taşıyan bir doktor; yaraları iyileştirirken kendi ruhundaki boşluklarla yüzleşen bir kadın.
Aysuda ve Pars üniversite sınavını kazandıktan sonra ikiside İstanbul'a gelir. Hayalleri olan Tıp Fakültesi'ni kazanmışlardır. Farklı vapurlarda olan iki genç göz göze gelirler. Ama bu kısacık karşılaşma sonrası ikisi de bu anı unutamazlar. 6 yıl sonra aynı hastanede karşılaşırlar. Önce dost olurlar ardından bu yakınlık duygusal bir bağa dönüşür. Pars'ın ailesini onu zengin aile dostlarının kızıyla evlendirmek istemektedir.
Pars ise ne Aysuda'ya bir adım atar ne de ailesine olumlu bir şey söyler. Bu durumdan sıkılan Aysuda yurtdışına eğitime gider.
Aysuda bu durumla nasıl başa çıkacaktır?
Pars ailesine karşı gelebilecek midir?
Kader onları tekrar biraraya getirecek midir?
Bir çırpıda okuduğum film tadında bir kitaptı. Aysuda ve Pars'ın hikayesi hepimizin günlük hayatta karşılaşacağı türden bir konuyu ele alıyor. Tavsiye ediyorum