Usta ve Margarita Mihail Bulgakov gibi dünya edebiyatının en büyük yazarlarından birinin ustalık eseri. Bana kalırsa roman boyunca Bulgakov bize 3 farklı hikaye anlatıyor. Hikayeler tabii ki sürekli birbirleriyle iç içe anlatılıyor.
İlk hikayemiz Woland (şeytanın ta kendisi) ve maiyetinin (dişi bir vampirden konuşabilen siyah bir kediye kadar oldukça renkli kişilikler) erken Sovyet Rusyasının Moskovasında dolaştıkları ve birçok eğlenceli sahneye sebep oldukları hikaye. Sovyet Rusyasına ve topluma karşı birçok eleştiri barındıran bu kısımları okurken eğleneceğinize garanti veririm.
İkinci hikayemiz de İncil'in farklı bir yorumunu anlatıyor ve bence oldukça akıcı ve ilginç bir anlatımı var. Hikaye de Matta Levi (İsa'nın en önemli havarisi diyebiliriz) ve vali Pilatus başrollerde. İncil'in daha gerçekçi bir versiyonunu anlatan hikaye İncil'i okumuş biri olarak şahsen beni çok eğlendiren oldukça sürükleyici bir hikayeydi.
Son olarak üçüncü hikayemiz ise kitaba adını da veren karakterlerimiz olan Usta ve Margarita'yı ve aşklarını konu alıyor. Kitabın ilgimi en az çeken kısımları bu kısımlardı ama yine de kötüydü diyemem. Sadece Woland'a daha çok zaman ayrılabilecekken ayrılmaması ama Margarita'nın ilginç bir karakter olmamasına rağmen kitapta çok fazla yer kaplaması beni üzdü.
Neden kitaba 10 değil de 8 puan verdiğime gelirsek bunun nedeni de kitabının sonunun zayıf ve çelişkilerle dolu olması diyebilirim. Birçok eksik de cabası. Aynı zamanda kitabın hikaye örgüsü de oldukça dağınık ilerliyor. Ama bu Bulgakov'un suçu değil çünkü yazar opus magnumunu tamamlayamadan öldüğü için eser de eksik bir eser. Birçok düzeltme notuyla birlikte Usta ve Margarita'nın taslağını geride bırakarak ölmeden önce Bulgakov ölüm döşeğinde bile son nefesine kadar çalışmaya devam etmiş. Ölümünden sonra ise kitabı eşi tamamlayarak Sovyet Rusya'nın baskıları yüzünden sansürlü olarak yayınlamış.
Her şeye rağmen Usta ve Margarita akıcı anlatımı ve renkli karakteriyle Rus edebiyatının sayılı şaheserlerinden biridir.