Tatar Çölü’nü okumamış olma utancından sonunda kurtuldum, şükürler olsun.
Dino Buzzati'nin 1940 yılında yayımlanan başyapıtı, varoluşsal temaları, insan doğasının derinliklerini ve zamanın geçişiyle ilgili evrensel soruları ele alan modernist bir romandır. Roman, genç bir subay olan Giovanni Drogo'nun, ücra bir sınır kalesi olan Bastiani Kalesi'ne atanmasıyla başlar ve hayatının anlamını ararken zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden bir ömrü bu kalede geçirmesini konu edinir.
Dino Buzzati’nin Tatar Çölü üzerine kafa yormaya değer bir eser. Romanda, hayatımız boyunca önemli olduğunu düşündüğümüz konularla ilgilenip vaktimizi boşa harcayışımız, bir mevki kazanabilmek için hırslara kapılışımız kararsızlıklar ve çelişkilerle anlatılmakta.
Sanki sürekli aktif bir eylemmiş gibi düşündüğümüz beklemenin pasif olanına dair epeyce düşündüren bir kitap bu. Beklemek aslında yaşamanın temel bir parçası ve aslında pasif olarak sürekli, durmaksızın bir şeyleri bekliyoruz, yaşamak sıklıkla koca bir bekleme hali ve işte günün birinde Drogo gibi kendi gençliğimize benzeyen biriyle karşılaşınca beklerken yaşlandığımızın farkına varıyoruz.
Buzzzati ressamlığının da kuvvetli etkisiyle en ince ayrıntısına kadar öyle muazzam betimler ki, Drago ile beraber siz de sürüklenirsiniz kalenin içine, hatta Drago’nun odasına. Ne sürükleniştir bu ama! Ayrılsanız dahi bu kale gözlerinizin önünde daima canlı kalacaktır emin olun.
Drago Harp Akademisinden mezun olup da Bastiani Kalesi’ne atanmadan önce gerçek hayata başlayacağı anı beklerken, her yatılı okul öğrencisi gibi etüt akşamlarında sokaktan geçen insanların mutlu ve özgür olduklarına inanmaktadır. Göreve giderken hissettiği şey, mutluluğun onun hayatının dışında bir yerlerde olduğu ve kendisini yalnız, mutsuz hissettiğidir.
Kale, kale bir takıntı, beklenen serüvenin gerçekleşeceğine inanılan yer, gizli bir kibirin yansıması, umut, kahramanca bir yazgının beklentisini körükleyen yer ve aslında kale, edilgence beklemenin, hayatı sana verilecek olduğunu sandığın önemsenmenin kilidini açacak olduğuna inandığın bir sürünceme.
Neyi bekler insanoğlu, alışkanlıkların bildik rahatlığını kaybetmemek için mi beklemeyi tercih eder, ya da geleceğini umduğu tek bir önemli anı, olayı, başarıyı, önemsenmeyi yaşamak için mi beklemeye kendini mecbur eder?
Dino Buzzati (16 Ekim 1906 – 28 Ocak 1972), İtalyan edebiyatının 20. yüzyıldaki en önemli yazarlarından biridir. Romanları, öyküleri, gazeteciliği ve tiyatro eserleriyle tanınan Buzzati, modernist ve fantastik edebiyatın önde gelen isimlerinden biri olarak kabul edilir. Tatar Çölü (Il Deserto dei Tartari) adlı romanı, onun en bilinen ve evrensel çapta beğeni toplayan eseridir.
II. Dünya Savaşı sırasında İtalyan donanmasında görev aldı ve savaş muhabiri olarak Afrika’ya gönderildi. Savaşın kaotik ve anlamsız doğası, eserlerindeki varoluşsal temaları derinden etkiledi.
Buzzati, çok yönlü bir sanatçıydı; roman, kısa öykü, tiyatro oyunu, şiir, çocuk kitabı ve hatta çizgi roman gibi farklı türlerde eserler verdi. Eserlerinde genellikle gerçekle fantastik arasındaki sınırları bulanıklaştıran bir üslup benimsedi.
Buzzati, İtalyan modernist edebiyatında önemli bir figürdür. Eserleri, savaş sonrası İtalya’nın belirsizlik ve anlamsızlık duygularını yansıtırken, evrensel temalarıyla dünya çapında okurlara ulaşmıştır.
Yazmanın yanı sıra resim, çizim ve müzikle de ilgilenen Buzzati, eserlerinde görsel ve işitsel imgeleri ustalıkla kullanır.