Merhaba kitap severler bugün size @/semasoykan' ın kaleminden çıkan ve okurken sizi duygudan duyguya sürükleyen bir eser ile geldim.
Kitabımız Temmuz 1978 yılında Lefkoşa'da bir gün Yiğit'in, Sevgi'in kapısına gelerek ona Sarah'a ait olan kutuyu vermek istemesiyle başlar. Ancak Sevgi ne kutuyu almak ister ne de Yiğit'i görmek ister. İkisi tarafından da hayal kırıklığına uğramış olmanın acısını çekmektedir ama neden? İşte hikayemiz burdan sonra başlıyor ve biz Sevgi'nin, Yiğit ile tanıştığı güne gidiyoruz.
Yiğit, Sevgi'ye Babası, Terzi Süha'yı tanıdığını ve kendisine iş teklifi için geldiğini söyler. İngiliz bir kadın olan Sarah'ın Harekat öncesi ile ilgi yapmak istediği belgeselde ona rehberlik yapmasını ister. Ancak ailesinin yaşadığı iftiralar, onların kaybı ve geçmişin acılarından dolayı Sevgi bu teklife sıcak bakmaz ama gerçeklerin duyulması adına bir şekilde kabul ederek bu yola girerler. Ama gerçekte Yiğit kimdir? Sarah sadece belgesel için mi gelmişti? Ya da Süha ile bağı neydi? Bunların hepsini okurken öğreniyoruz.
Sanmayın ki sadece Yiğit, Sevgi ve Sarah'ı okuyoruz daha birçok kişinin hayatına değiniliyor, o dönemin siyasi sorunları, bu sorunların topluma yansıyan kanlı tarafı, mecburi göçler, ayrılıklar, özlemler ve dayanışma gibi bir çok duyguya öylesine derin değinilmişki okurken kendinizi kitaptan alamıyorsunuz. Elena, Tomris Hanım ve eşi Sümer Öğretmen, Ahmet Saravi, Osman Nuri, John ve Zuhal gibi bir çok karaktere ve yaşanılan acı dolu günlere değiniliyor. Her bir karakterin sevgisi, geçmişin sırları, acıları okurken insanda iz bırakıyor.
Kıbrıs'ın tarihi de acıları da bizlere çok yakın ama ne kadar az şey biliyormuşum kitabı okurken farkettim.. 2 yıldan fazla bir sürede yazılmış olduğu ne kadar da belli her bir satırında verilen emeğ hissediyorsunuz.
Kıbrıs'ın tarihine dair bilgi edinmek, gerçeklerle birlikte işlenen karakterlerin hikayelerini okumak isterseniz hiç bekleden başlayın derim.