·486 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Ağustos 2025 01:03 Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Epik fantastik türüne bu seri ile giriş yapmış oldum aslında ve ilk başta, "acaba evren bana çok mu karışık gelir?" diye düşünerek okumayı bırakmayı bile düşünmüştüm ama asla öyle olmadı.
Barut Büyücüsü üçlemesinin ilk kitabı olan Kan Yemini'ni okurken sanki kendinizi en başından beri olaylara dahil olan biri gibi hissediyorsunuz. Kimi zaman ana karakter olan feldmareşel Tamas'ın sağ kolu oluyorsunuz, kimi zaman Adamat ile bir müfettiş ve kimi zaman da Taniel ile genç ama becerikli bir asker.
Kitabın esas aksiyonu son 100 sayfada yaşansa da öncesinde olayların pürüzsüz bir şekilde ilerliyor olması sizin sıkılmamanızı sağlıyor.
Çoğu karakterle kısa sürede bağ kurdum ama biri benim için ayrı oldu... Adamat. Ailesine olan bağlılığı, görevindeki duruşu ve şüphe etse bile hep doğru olanı yapmaya çalışması çok hoşuma gitti. Babacan karakterleri oldum olası çok sevmişimdir zaten.
-alt kısım spoiler içerecektir-
Tamas'ı Adamat'tan bir tık daha az sevmemin sebebi, Tamas'ın çok üst bir rütbeye sahip olmasına rağmen anlık aldığı amatörce kararlar ve eşinin intikamını almak istediğini itiraf etmek yerine, "ben sadece halkı düşünüyorum" modunda olmasından tamamen. Evet, kesinlikle halkını düşünen bir adam ama yaptıklarının esas sebebi gerçekten halk mı? Aynı zamanda aptal aptal kararlar verip durma Tamas, Olem vallahi kalpten gidecek.
-spoiler bitti-
Her şey adeta bir film sahnesi gibiydi... Karakterler arasındaki geçişler, merakta bırakan ama daha da çok okutturan bölümler, aşırı betimleme yapmadan ama yine de bizi betimlemeye de doyuran satırlar... Kesinlikle muhteşem bir kitap.