Ahmet Ümit, 1998 yılında kaleme aldığı ve ikinci romanı olan "Kar Kokusu" adlı romanıyla karşımızda... Eserin özelliklerinden önce bu romanın bir öyküsü var. Yazarımız, 1980 Darbesi'nin ardından sol ağırlıklı siyasi görüşünü fazlasıyla belirten bir isim. 1985-1986 yılları arasında üyesi olduğu Türkiye Komünist Partisi tarafından komünizmle ilgili eğitim görmesi için Moskova'ya gönderilir. Bu gruba seçildiği, hayallerinin peşinden gideceği için kendini şanslı hisseder. Yazar olmaya karar verdiği için bu yolu ona açan ve örnek aldığı kişi olan Nazım Hikmet'in Rusya'da oluşundan da ekstra heyecanlıdır. Burada Moskova Sosyal Bilimler Akademisi'nde eğitimlerini alır. Hatta şiir yazmaya bu döneminde başlamıştır. O dönem Sovyetler Birliği tüm görkemiyle varlığını sürdürmekte ve Rusların asayiş, istihbarat, yargılama gibi konularda KGB'nin yoğun iştirakıyla nasıl çalıştığı iyi bilinmektedir. Moskova'ya gitmeden önce politik eylemleriyle dünyayı değiştirebileceğine inanan Ahmet Ümit, Moskova dönüşündeyse artık dünyayı sanatla dönüştürebileceğinden emin bir karakterdedir. Bu araştırdığım ve bana göre romanı daha değerli kılan bilgiyle, "Kar Kokusu"nun otobiyografik özellikler taşıdığını söyleyebilirim.
Ahmet Ümit, otobiyografik özellikler serperek oluşturduğu bu romanını, Moskova günlerinden gelen ilham ve Rusya'da karşılaştıklarının yardımıyla kaleme alır. TKP üyesi altı Türk gencin Rusya'da başına gelenleri anlatır. Romanında yalın bir üslup tercih eden yazarımız, bana göre kurduğu siyasi iklimin altından kalkar. Ancak sürükleyicilikten uzak bulduğum ve siyasi çerçevenin yorduğu bir roman oldu benim için. Karakterlerin fazla oluşu ve bazı detayların gereksiz uzatılışı beni soğuttu. Katilin kolay tahmin edilişi de kurguyu okura tam anlamıyla geçirtemiyor. Ahmet Ümit Moskova ve flashbacklerle kahramanların Türkiye günleri olmak üzere iki zamanlı anlatımı benimsiyor.
Kameralarımızı Rusya'ya, Moskova'ya çeviriyoruz. Siyasi görüşleri nedeniyle Türkiye'de ceza almış ve zamanında hapis yatmış bir grup Türk, 12 Eylül 1980 Darbesi'nin ardından ülkeden kaçak yollarla çıkarak Rusya'ya gelir. Komünizm yanlısı bir gruptur bu, TKP için mücadelelerini devam ettirirler. Moskova yakınlarında bir siteye yerleştirilirler. Diğer milletlerden komünistler de bu sitede eğitim görmektedir. Rusya'da getirildikleri bu sitede bir komün hayatı yaşarlarken, davalarını ve partilerini yaşatmak için komünizmin içeriğiyle ilgili dersler alırlar. Ailelerini, hayatlarını geride bırakmışlardır. Gençlerin bir bölümü, eğitimlerin dışında ateşli aşklara bile yelken açar. Tabii her hareketlerinden Rusların haberleri vardır. Vatanlarından uzak olmaları bir yana, belirli aralıklarla işlenen iki cinayet ve iki Türk'ün ölümü, canlarını sıkar. Cinayet soruşturmalarını yürüten ve siteyi kontrol eden Ruslar, asayişi sağlamak adına Türklerle yüz yüze gelmek zorunda kalır.