·724 syf.····Okunma: 23 Ağustos 2025 03:01 Bu uzun ve yorucu maratonu bitirdiğim için mutluyum. Öncelikle kitabın dili çok ağır daha doğrusu akıcı değil, çok uzun sürdü bitirmem özellikle içinde bilmediğim kelimeler vardı hele bir de şarkılar bölümü vardı ki sabır sınamalık! Hukuk fakültesine başlayacağım için sabrettim çünkü dili bundan daha ağır olan içerikleri okuyacağım. Yazarın günümüze hitap etmesini sevdim, geçmişe de hitap ediyor, bütün insanlığın ortak problemlerini ele almış, 500 yıl önce de 500 yıl sonra da şu anda aynı problemleri yaşıyoruz. İnsanlarla iletişim kurmak, anlaşabilmek, ortama ayak uydurmak çok zor. Ben her gün formayla okula giden bir öğrenci olduğum ve gittiğim okul, bölgenin sayılı okullarından olduğu halde çevremdeki soytarılardan laf yedim. Tabii dişli bir rakip olduğum için bertaraf ettim hepsini ama bunların yaşanıyor olması, ülkemizin gelişmişlik seviyesini gösteriyor ya da kız kardeşimin tarih öğretmeninin, kardeşimi kıskanıp her ders ona takılması gibi… Bu kitapta da yaşadıklarımızın yetişkin versiyonu verilmiş, Türkiye bu saçmalıklar devam ettiği sürece değişmeyecek. İnsanlar, çevrelerindekine laf yetiştirmek yerine kendilerini geliştirmeliler; kitapta da bundan sıkça bahsedilmiş.
Kitaptan alıntılar:
“Ben, sadece namuslu olmakla öğünen kişiyi adamdan saymıyorum; toplumu iyiye, güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe başkaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için.” (sf. 98)
“Kitaplara ithaflar yazmak, beğenilen satırların altını çizmek, sayfaların kenarına düşüncelerini yazmak Selim’e, kendini ele vermek, insanların ortasında çırıl çıplak kalmak gibi geliyordu. İnsanların kitaplara bir takım çizgiler çizmeye, kelimeler yazmaya hakkı yoktu. Herkesin düşünebileceği satırları yazmak saçmaydı. Her insanın kendine özgü düşünceleri gizli kalmalıydı: yalnız kendi bilmeliydi bunları.” (sf. 367)
“Hayatının devrelerle anlatılmasını isterdi Selim. Wilde devri, Gorki devri gibi.” (sf. 368)- çok orijinal bir fikir. Benimki de GRRM devri, Reşat Nuri Güntekin devri, Ahmet Ümit devri vs vs… İşte her ne kadar eleştirsem de bu, Oğuz Atay’ın ne kadar zeki ve entelektüel olduğunu gösteriyor. Kitabın her sayfasında bir sürü gönderme var.
“Bu devrelerin sayısı, sonraları o kadar arttı ki izleyemez oldum. Bir hafta süren devreler bile oluyordu. Her devrenin tek özelliği vardı: bir önceki devrenin şiddetle reddi. Fakat Selim, bütün devreleri arasında benzerlikler bulurdu; eski devrelerini yenileriyle uzlaştırmaya çalışırdı farkında olmadan.” (sf. 369)
“Benim için bütün oyunlar, romanlar, hikayeler herkesin anladığından başka bir anlam taşıyor. Bütün hayat, bütün insanlık bu kitaplarda anlatıldı, bitirildi. Yeni bir şey yaşamak, yeni bir kitap tanımak oluyor benim için. Kitaplarla ve onların yazarlarıyla birlikte yaşıyorum. Önsözlerle yaşıyorum. Hiçbir yazar şaşırtmıyor beni: çünkü hayatlarını sonuna kadar biliyorum. Gerçek dediğiniz dünyada ise kimin ne yapacağı belli değil. Her gün şaşırtıyorlar beni. Yazarlarımla yaşamak daha kolay.” (sf. 370)- çünkü kitaplar sessizler ve sizi kaynananız gibi eleştirmiyorlar.
“Onları öfkeme layık bulmuyorum. Öfkem bana ait bir şey. Yakın hissetmediğim birine nasıl gösteririm onu? Onlara da size davrandığım gibi davranmış olurum. Asıl o zaman kötülük etmiş olurum size.” (sf. 371)
“Rahat görünmeye çalıştığı zamanlarda bile bu görünüşünün altında kuşkulu, güvensiz ve karanlık iç dünyasının katılığı olduğunu sanıyorum.” (sf. 373)
“Öylesine söylenmiş sözlerin altında gizli anlamlar arar, kimsenin onunla ilgilenmediği bir sırada kendisiyle alay edildiği endişesine kapılarak azap çekerdi. Bir söz yüzünden gecelerde uyuyamaz, huzursuzluk içinde kıvranırdı.” (sf. 374)
“ Yalnız, onu sevenlere görünecek; yani ölmedi. Sevmeyenlerden kurtulmak için bulduğu bir çareydi demek.” (sf. 378)
“ odasına mağara derdi o zamanlar. Saatlerce tavana bakarak düşünürmüş. Ne düşündüğünü anlatmazdı.” (sf. 397) - bu adam aynı ben :)))
“Haksızlığa uğradığımı sandığım zamanlarda gözüme doğru bir yumruğu beni sıkıştırdığını hissediyorum.” (sf. 661)
“Bana evlenmenin nasıl kötü bir burjuva alışkanlığı olduğunu anlattı.” (sf. 663)
“Burhan beni bir biçime sokmak istiyordu ve ben yattığım yerden onu ilgisiz gözlerle seyrediyordum aslında alçaklık bendeydi ona demeliydim ki bırak beni içimde öyle sert ve Bükülmez bir Çekirdek var ki beni değiştiremezsin beni didik didik edebilirsin canıma okuyabilirsin fakat düzeltemezsin beni.
Evet alçaklık bendeydi: öyle yumuşak görünüyordum ki. Siz beni parçalamaya çalışırken, ben gizli gizli onarırım kendimi. Sonunda bilmediğiniz bir şey olur çıkarım ve sizi suçlarım: beni mahvettiniz diye. Sizlerle birlikte başarısız gibi görünürüm: fakat sonunda ihanet ederim sizlere. Hep bir yerde takılmamı beklersiniz; ben de aynı şeyi beklerim heyecanla. Sonunda, yarım yamalak bir başarıyla sıyrılırım işin içinden. Başarısızlığın sevimliliğine kapılırım ve sonunda gerçek başarısızlara ihanet ederim. Kusura bakmayın derim: hiçbir işi sonuna kadar götüremiyorum, başarısızlığı bile. Oysa kendimi onlara, olduğumdan başarısız göstermek için ne kadar çırpınmışımdır.”(sf.664)
“Benimle adam kıtlığı yüzünden görüşüyorlardı. Ben de onlar hesabına üzülüyordum. Yorulmuştum da. Adam olmadığı için, insanlığa vekâlet ediyordum. Esas adamlar gelseydi de ben de biraz rahat nefes alsaydım.
Sonunda tabi birbirimize girdik . Ben saflığımı koruyamadım hepsine saldırdım. Gördün mü bak dediler birbirlerini böyle olacağını daha önce söylemiştik. Ben çekip gittim aralarından. Onlar yollarında kaldılar. Onlar hesabına üzülüyorum benim gibi kolay yutulur bir lokma daha bulmaları biraz güç olacak.
Bu saldırı biraz hoşuma gitti doğrusu . Ben bu arkadaşın bana hiç önem vermediğini sanırdım. Söyler söylemez unuttuğum bir sözün onu aylarca ilgilendirmesinden gururlandım. Onun gibi derli toplu bir insanı bu kadar etkilemem benim hesabıma sevindirici bir başarı.” (sf. 666)
“Düğümler istenildiği anda çözülmüyor. Bir söylemekle açılmıyor kapılar. Soracaklar anlattıracaklar neden önce öyle diyordun da şimdi böyle… Beni gene çileden çıkaracaklar sonunda. Yenilginin bile tadına varamıyor insan. Bütünüyle teslim olmanın keyfini süremiyor. Olduğu gibi kabul etmiyorlar Selim’i. Geri dönmenin de çok formalitesi var. Önce bir pişmanlık dilekçesi vereceksin, inceleyecekler.” (sf. 667)
“Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiçbir şey sormadan açsalar: kapının ortasındaki küçük pencereden bakıp da kim o demeseler. Sonra hemen içeri alsalar beni. Ben anlatmak istemesem bile, hemen sustursalar: biz her şeyi biliyoruz.” (sf. 667)- Allah huzuru
“Biliyorum. Her zaman olduğu gibi dışında kalıyorum düzenin.” (sf. 668) :-((
“Herkesin istediği gibi yaşadığı uzak ülkenin özlemini duyuyorum.” (sf. 669)- insanların birbirlerinin hayatlarına burnunu sokmadığı bir dünya
“ bana öyle geliyor ki kimse beni dinlemiyor. Bütün düşüncelerimi emip bitirmekle suçluyorum sizleri. Bütün hayallerimi sömürdününüz gene de doymadınız. Büyük ve güzel şeyler yaratmama yardımcı olmadınız. Büyük bir sağırlıkla kahredici bir dilsizlikle sustunuz güzelliklere.” (sf. 670)
“Eşya da isyan eder mi insana? İstediği gibi yaşayamadı ama istediği gibi öldü, istediği gibi unutuldu.” (sf. 671)
“İnsanlara ekmek ve sevgi gerekli.” (sf. 682)
“ benden gerektiği gibi yararlanmasını bilmiyorlardı. Bir başka yol bulunabilseydi, beni konuşturmayı bilselerdi.” (Sf. 691)
“ küçümseyici gülümsemelerinin beni gece yarısı uykumdan uyandırdığını sabaha kadar yatakta Kıvrandırdığını bilseler. Bunu kendin istedin; Sonuçlara katlanmalısın, diyorlar. Beni rahat bırakmıyorlar. Daha suçlu kimselerin, benim kadar cezalandırılmadan ellerini kollarını sallayarak insanların arasında dolaşmasına göz yumuyorlar. Yalnız beni cezalandırıyorlar.” (Sf. 692)
“ güneşe bakarken daima gözlerini kısardı. İki yaşında geçirdiği sıtmanın etkisiyle hızlı koşamadığı için saklambaç oyunlarında sık sık ebe olmaktan kurtulamadı. Bu ebe ile onu dünyaya getiren ebe arasındaki ilişkiyi bir türlü bulamadı.” (sf. 701)
“ sen dersine çalış, daha bunları öğrenecek yaşta değilsin diyorlardı.”(sf. 704)
“ hayata atılmak tehlikelerle doluydu.” (Sf. 704)
“ öğretmenim denilmesine sinirleniyorlardı. Hocam denilmesini istiyorlardı.” (Sf. 706)
“ saçlarını kestiriyordu, tırnakları uzuyordu; sakal tıraşı oluyordu, yıkanması gerekecek kadar kirlenmiş oluyordu. Hiç birine yetişemiyordu. Hepsini bitirince de giyecek temiz gömlek bulamıyordu. Bütün arkadaşları bu kadar işi bir arada aksatmadan nasıl yapıyorlardı?”(sf. 708).
“İnsanların içinden neler geçtiğini ise hiç bilmiyoruz.” (Sf. 714)
“ belki de dediğin gibi biz artık bir yanımızda onlardan uzaktayız. Bunu onlara hiçbir zaman belli etmeyecegiz. Yolumuza çıkan herkese saygı gosterecegiz.” (Sf. 716)
“ bütünüyle unutulmaya kimsenin gücü yetmiyor.” (Sf. 719)
“Bütün vaktini beni izlemekle geçirdi. Şimdi beni, eskisi gibi beğenmiyor.” (Sf. 720)- çok manidar
Bu inceleme sırasında hiçbir tutunamayana zarar verilmemiştir.