‘’Öfkeli, Kötü niyetli, Mesafeli
Karanlık ancak iyi anlamda değil sanki
Komik ama acaba biraz fazla mı komik?
Aynen. Biliyor musun sanki kahkahanın arkasında kalan bir şey gibi. ‘’
SPOILER İÇERİR!
Karakterin yaşadığı dünyanın gerçek mi yoksa zihninde kurduğu bir labirent mi olduğunu bize sorgulatan, Mona Awad’ın sürrealist şaheseri.
Mona daha girişten okuyucuyu bir ‘’belirsizlik atmosferinin'' içine sokuyor. Her bir bölümde bir öncekinden daha da fazla soru ile okuyucuyu merakta bırakıyor. Karakterimiz Samantha’nın Tavşanlar olarak adlandırdığı grup ile başlayan hikayemiz, mekanın tam olarak belirsizliği ve zamansal açıdan bölünmeleri ile, en yakın arkadaşımızın gerçekten yanımızda mı yoksa kafamızın içinde bir yerlerde mi olduğu sorunsalları kitabın son sayfasında dahil aklımızı kurcuklayan kısımlardan sadece birkaçı olarak kalıyor.
Hikaye ilk olarak Samantha’nın yalnız ve çok da sosyal olmayan yapısına tezat olarak Tavşanlar olarak adlandırdığı kız grubunun sosyal ve ‘’mutlu’’ arkadaşlığına özenmesi ile başlar. Samantha, karakterlerdeki ‘’ masumiyeti, saflığı ve ait olma ‘’ duygusunu görmesi ve en yakın arkadaşı Ava'nın dediklerine rağmen kendisini onlara çeken bir enerjiden bahsedildiğini okuyoruz. Psikolojik açıdan bakarsak karakterin bilinçaltına bastırmış olduğu yaralanmış ve bozulmamış benlik özlemi tavşanlara yöneltiyor. Fakat işler tam olarak böyle ilerlemiyor. Samantha'nın dıştan gördüğü o masumluk gruba gidikten sonra kayboluyor ve işlerin aslında dışarıdan korkunç derecede bir farkı olduğunu görüyor. Ama bu farkı sadece kendisinin görmesi ve fark etmesi Samantha'da gözle görülür bir kopukluk yaratıyor ve kendisi de o önceden nefret ettiği ve garip bulduğu dünyaya kendini kaptırıyor. Aslında Samantha’nın bakış açısından çıkarsak burada bir gerçek dünyadan kaçma isteği ve insanın kendi kendinde bulamadığı huzuru başka bir ortamda bulma isteği gözle görülüyor. Ritüeller ve derslerde görülen ait olmaya rağmen uygulanan dışlanma, öğretmenin sadece o kadar tuhaflığa rağmen sorunu Samantha'da bulması Samantha’da kabullenmek istemediği bir çukur ortaya çıkartıyor. Beynin bir kısmı bu Tavşan kısmı ile dolarken en yakın arkadaşı ve birazcık da asi olan, eski Samantha gibi bir yere ait olmaya özenmeyen Ava karakterini kaybediyoruz. Ava karakterinin kaybolması ve kitabın ortalarına doğru artık kitapta doğal zaman akışını kaybediyoruz. Dünya artık pembe, şeker gibi ve yaşanılacak derecede. Artık Tavşanlar biziz ve onlarla bir oluyoruz. Betimlemelerde yazar gerçek dünyadan kopup dış dünyayla ana karakterin bağını kesiyor. Sadece tek kişilik bir betimlemeye dönüşüyor roman o tek kişi de: Tavşan. Bu kısımda Ava, Samantha’nın ‘’ sağlıklı benliğini ‘’ temsil ediyor olabilirdi. Kayboluşu ile zaten Samantha’nın psikozları daha da derinleşiyor ve kendi yarattığı dünyaya kapatıyor.
‘’ Canavar lokantası olarak adlandırdığımızı söylediği yerde, her tarafı koli bandıyla tutturulmuş koltukta, Ava’nın tam karşısında oturuyordum.’’
Ava’nın geri dönüşü, Samantha için bir umut kırıntısı gibi gözükse de okur için bu sadece tek soruya yönlendiriyor : Ava gerçekten vardı ve geri mi döndü, yoksa Samantha’nın zihni giderek daha da mı kötüleşiyor?
Bu noktada Ava figürüne karşı bir ikilem içine düşüp karakterin gerçeklikle kurmaya çalıştığı son bağ olarak adlandırıyoruz. Çünkü hikaye bize iki kısmı asla bir vermiyor ya Samantha kendini dış dünyaya kapatıp kendini Tavşan olarak görüyor yada Ava ile yalnızlığına ve apartmanına geri dönüyor. Burada tek çıkarım ile Samantha'nın yarattığı iki benliği bir arada yönetemediğini anlıyoruz.
Bize verilen ipuçlarından ‘’Şizofreni hakkındaki yırtılmış bir sağlık posterini yüksek sesle okuyordu. ŞİZOFRENİ: Sizde belirtileri var mı? ‘’ gibi zaten bunun çıkarımını yapabiliriz.
Sonlara doğru geldikçe tavşanların hala Samantha’ya mesaj göndermeye devam etmesi, evlerine tekrardan gitme isteği aslında karakterin kitapta asla tamamen iyileşemeyeceğini ve beyninin bir kısmında kurtulamayacağı bu girdabın olacağını anlatıyor. Samantha bir toplumdan (Ava ve sevgilisi Max) diğer topluma (Tavşanlar)'a gidip gelirken Ava karakterini daha da kaybediyoruz.
Samantha'nın halisünasyonları ve paranoyaları ile birlikte Ava'nın öldüğünü veya öldürüldüğünü, Ava’nın katilinin Max mi yoksa Samantha mı olduğu yoksa burada sadece Samantha’nın kendi içindeki tek mantıklı ve dış dünyayla bağını kuran onu hayal dünyasından kurtaran kısmı öldürdüğü metaforunu verdiğini mi tam olarak cevabını bize vermeden cevabını bizden isteyerek merak içinde bırakıyor yazar. Bu olay Samantha'nın artık sonlara gelip iyice beyninin ''gerçek dünya'' ile olan bağını kopardığını ve Mağara'da bu bağı koparmanın sonuçlarına katlandığına şahit oluyoruz. Finale gelince ise parçalar nihayet yerine oturuyor ve gerçekten de Ava’nın bir hayal ürünü olduğunu ve diğer kurbanın Jonah olduğunu anlıyoruz. Tavşanlar artık birbirinden nefret ediyor, Samantha artık hayalinde kurduğu gerçekliği yıkmaya başlıyor ve kendine yeni bir gerçeklik kurmak istiyor...
‘’ Benimle gelebilirsin.’’ dedim Jonah’ya. ‘’ İstersen.’’
Başımı çamura doğru eğdim.
‘’Tabii, Samantha,’’ dedi çamur. ‘’Çok isterim.’’
Finalin Tematik ve Alegorik Anlamı
1. Gerçeklik ve Hayal Arasındaki Sınır: Finalde en son okuyucunun anladığı gibi çoğu şeyin Samantha’nın hayal dünyasının bir ürünü olduğu, artık dış dünya ile bağını tamamen kaybettiğini gösteren bir yazı okuyoruz. Final insan zihninin karmaşıklığını ve bilinçdışının derin katmanlarını temsil ediyor. Bir insanın yalnızlığının ve tek başına oluşunun nelere yol açabileceğini, kendi kafasında yarattığı ve benliğine dahil ettiği o insanların ağırlığını, sonunda taşımaktan yoruluşunu ve altında ezilişini...Tavşanlar artık masum ve çok iyi anlaşan, birbirini seven kız grubu olmaktan çıkması ve Samantha’nın korkularını, arzularının ve kaybolmuş kimliğinin birer sembolüne dönüşmesi, altta gizlenen psikolojik anlamını metaforlarla ve sözcükler arasına saklayan edebi bir romana dönüşümü.
2. Psikolojik ve Klinik Açılar: Final, psikolojik açıdan bir şizofreni veya ağır çoklu kişilik bozukluğu temsili olarak da yorumlanabilir. Samantha’nın halüsinasyonları, tavşanlarla kurduğu arkadaşlık ve Ava, dissosiyatif ve psikotik deneyimlerin bir yansıması. Samantha yüksek lisansta yaşadığı yalnızlıktan kendi yarattığı dünyanın ne kadar tehlikeli olduğunu kestiremeden ve sonuçlarından yorulan, ama yine de bu yarattığı dünyayı devam ettiren (finalde Jonah'la (çamurla)yaptığı konuşma) çünkü yaz geldiği zaman gidebileceği bir evinin bile olmadığını bilmesinden kaynaklı bir hastalık ürünüdür.
3. Okura Bırakılan İzlenim: Final, okuyucuya hem rahatsız edici hemde büyüleyici bir deneyim sunar. Samantha’nın tavşanlarla bütünleşmesi, hem trajediyi hem de psikolojik çözülmeyi hissettirir. Okur, karakterin zihinsel dünyasına yolculuk ederken modern insanın yalnızlığını, kimlik kaybını ve gerçeklik algısını da yolculuk edip deneyimlemiş olur. Mona Awad bu finalle romanın başından itibaren ördüğü psikolojik ve gerilimli yapıyı tamamlamış olup, okuru hem düşündüren hem de duygusal olarak etileyen, bir insanın aklının ve hayal gücünün sınırlarına erişmesiyle yarattığı kaosu finalde göstererek mükemmel işlenmiş bir son yaratmıştır.
TavşanMona Awad