Puan vermedi·269 syf.····Okunma: 28 Ağustos 2025 22:52 Yine İhsan Oktay Anar, yine masalsı bir dil, yine masal gibi bir roman.
Romanın ana hikayesi, farklı karakterlerin hikayeleriyle kurgulanmış. Yani hikâye içerisinde hikâye, masal içerisinde masal anlatılıyor. Her hikâye birbirinden bağımsız gibi görünse de bu hikayeler arka planda ana hikâyeyi destekliyor. O hikayelerden birisi eksik olsa, ana hikâyeyi anlamayız gibi geliyor. Bu da yazarın romanın kurgusunu ustaca hazırlaması anlamına gelmekle birlikte, okurun kitabı takip etmesini zorlaştırabilecek bir etken olarak da düşünülmekte. Lakin, anlatılan masala, masallar içerisindeki masallara, yazarın diline ve anlatılan içeriğe, kendisini akan nehre bırakır gibi bırakan okur, kitaptan inanılmaz bir zevk alıyor.
Roman, Osmanlı Döneminin musikisini temele almakla birlikte, birçok içerik unsurunu da içerisinde barındırıyor. Fantastik ögeler, mezhepler ve musiki camiası da romanda ustalıkla işleniyor. O dönemin hem sokak dilini hem de süslü dilini bizlere gösteriyor. Yazar, Osmanlı Döneminin İstanbul’undaki insanların arasındaki ilişkileri, toplum yapısını, dini ve mezhepsel özelliklerini akıcı bir dille bizlere anlatıyor. Felsefi anlamlar taşıyan, zekice yazılmış cümleler de okura zevk veren farklı unsurlardan.
Bu romanı, okuma alışkanlığı kazanmış insanlara gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim ancak ilk paragrafta bahsettiğim özelliklerden bahsederek. Ancak bu yazarı hiç okumamış okurlara, ilk olarak Puslu Kıtalar Atlası kitabını okumalarını tavsiye ederim.