Acımasız Bir Roman
10/10
·408 syf.··
2025 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2025 00:00
2 haftada bitirdim ancak bir solukta okunacak bir kitap aslında. Her elime alışımda yüzer sayfa okudum neredeyse. Yazarın tek kitabı ama keşke daha fazlası olsaymış. Okurken fark etmiyorsunuz ama üzerine düşünınce yazarın bu karakterleri nasıl yazdığına şaşıyorsunuz. Bu kadar vahşi, bu kadar nefret dolu bir ortamda bulunmak lâzım ancak kitabı yazabilmek için. İyiki okumadan yazarın hayatına bir bakmışım. Kitabın anlatımı ve karakter işleyişi çok başarılı. Hayatımda hiç bir kitabı okurken bu kadar herkese nefret beslememiştim. Ama çok güzeldi. Böyle acımasız gerçeklerin bulunduğu romanları severim. Daha sonra Charlotte Brontë'nin romanlarını okumayı da kafama koydum. Emily'le benzer yaşantıya sahip olabileceğini düşünüyorum. Belki bu sayede yaşamları hakkında bir fikir edinirim. ***** GERİSİ SPOİLER ***** İnsanın ne olursa olsun hep değişebileceğini gösterdi bana bu kitap. Mesela Mr. Heathcliff'i başta sevmiştim. Sonra büyüdükçe içindeki nefretle o da değişti. Linton da ilk geldiğinde sevgi dolu bir çocuktan Tepeler'de yaşaya yaşaya acımasız ve bencil birine dönüştü. Şimdi diyeceksiniz ki ama içlerinde hep vardı bu. Haklısınız içerde bir yerlerde bu duyguları taşıyorlardı. Yine içindeki özün çocukluktan yoğurulduğunu, ne kadar değişse de yine o özün hep açığa çıktığını gösterdi. Bu beni düşündürdü tabii. İnsanın özü doğuştan mı gelir yoksa çocukluğunda gördüğü davranışlardan mı? Mesela Heathcliff küçükken gördüğü sokaklar, yokluk ve Uğultulu Tepeler'de gördüğü dışlanmışlıkla mı böyle nefretinden ödün vermeyen birine dönüştü? Linton annesi tarafından şımartılmışlığıyla mı böyle bencil ve kırılgan birine dönüştü? Hareton ya da. Hareton zamanında Nelly'nin şefkatini, anne yüreğini gördüğünden mi böyle içten içe hassas ve merhametli biriydi? Yoksa bunların hepsi doğuştan gelme miydu? İlki daha mantıklı geldi bana. Bilmiyorum sizin düşüncelerinizi de duymak isterim. En sevdiğim karakterler tabii ki her zaman efebduliğini ve empatisini koruyan, sevgisini hiçbir zaman eksik etmeyen, karşılığını görmese bile kendini hiç bozmayan, hizmetkârlarına bile çevresindekilerin aksine nazik, insanca davranan Edgar Linton ve Nelly'nin çocukluğunda büyütüp tüm o hengâmede iyi yüreğini koruyan, katilinin bile başında saatlerce ağlayan ve yüreğini daima koruyarak ne olursa olsun Cathy'e belki de Mr. Linton ve Nelly'den sonra en çok değer veren (öyleki verdiği değeri yıllarca gördüğü onca kabalık ve olumsuz davranışa karşın yalabildiği en güzel şekilde gösteren inanılmaz biri) Hareton Earnshaw. Başından beru ne kadar kötü davranırsa davransın Hareton'u hep sevdim. (Tabii ki sinirlendiğim, neredeyse sevmekten vazgeçeceğim anlar oldu. Çünkü hayat böyledir, kimseyi sonsuza kadar aynı eşitlikte sevemezsiniz. Bu bazen azalır bazen çoğalır. Kitaptaki bu gerçeklik de en sevdigim şeylerden biri.) İçindeki yüreği hissediyordum çünkü. O yalnızca bu acımasız ve talihsiz yaşamında hayatta kalmaya çalışıyordu.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,9bin okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.