Spoiler içerir.
Puan vermedi·191 syf.··
2025 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2025 04:00
Ay Tutulduğu Gece, Kemal Bilbaşar'ın 1961 yılında yayımlanmış romanıdır. Kemal Bilbaşar tarih öğretmenidir, aynı zamanda emekli olduktan sonra siyaset ile de ilgilenmiştir. Hem öğretmen olması hem tarih ile ilgili olması hem de siyaset alanında çalışmış olması onun eserlerindeki profesyonelliği açıklamaktadır. Daha önce okuduğum Memo ve Cemo romanlarından sonra bu romanı okudum. Doğan Hızlan "Kasaba olgusunun değerlendirilmesinde edebiyat ve toplumbilim açısından paha biçilmez belgeler taşır." demiştir Kemal Bilbaşar'ın eserleri hakkında. Gerçekten de okuduğum üç romana bile baktığım zaman bunun ne kadar doğru ve gerçek olduğunu görüyorum. Kasaba ve köy hayatına, insanına, dönemin yaşanan siyasi ve sosyal bütün olaylarına son derece hâkimdir yazar. Ve bunu hem cesaretle hem de objektif olarak ifade etmekten geri durmamıştır. Hayranlık uyandırıcı olduğunu söyleyebilirim. Ay Tutulduğu Gece romanı ise yine bir kasaba romanı. Ege'nin bir kasabasında geçmekte. Ancak kasabanın ismi verilmemiş. Anlatıcının da ismini romanda bilmiyoruz. Bu da bizim romanın bir kahramanı olduğumuz hissi uyandırıyor. Kahraman bakış açısı var çünkü. Romanda anlatıcı Ege'nin bir kasabasına tebdili hava için yollanır. Kasabaya gelince kasabalılar önce bekar biri olduğu için anlatıcıyı dışlarlar. Kasabada oturacak bir yer bulur önce. Nahiye Müdürü, Şarapçı Hidayet, Ali Efe, Öğretmen Tevfik, Balıkçı İdris, Avcı Nuri gibi kasabalılar ile arkadaş olur. Beraber vakit geçirirler. Kasabada iki güçlü düşman vardır. Halim Bey ve Kadir Ağa. Aslında onlar dönemi temsil etmektedir. Çünkü birisi demokrat birisi halkçıdır. Demokrat Parti iktidara geldiği için Halkçılar ile sürekli münakaşalar olmaktadır. Yazar dönemin siyasi hayatına dair bilgiler de vermekte bize burada. Bu iki adamın ve bunlara çalışan kasabalıların sürekli çatıştığını görmekteyiz. Öğretmen Tevfik çok dikkat çekici bir karakter bence. Son derece felsefeye yatkın ve iyi bir gözlemci. Hem toplumsal olana hem bireysel olana dair yaptığı gözlemler ve kurduğu ifadeler bize bunu gösteriyor. Hatta yazar, öğretmen Tevfik ile ilgili şunları söylüyor: "İnsan onu dinlerken öğretmen okulu mezunu bir kasaba öğretmeni değil de Avrupa toprağı çiğnemiş birkaç üniversite bitirmiş biri sanıyor." Aslında bu cümleler o dönemin yetişen öğretmenlerinin de ne kadar kaliteli ve üst düzey olduğunu da gösteriyor bize. Kasabalıların en büyük sorunu su. Ve yeni gelen bu kasabalıyı şaka olarak su mühendisi olarak tanıtıyorlar. Ama gerçekten de anlatıcı su problemine çözüm buluyor. Ve bu sorunu çözüyorlar. O yüzden yüzlerine bile bakmayan kasabalılar birdenbire değişerek adamı el üstünde tutuyorlar. Rumlar ve Türkler arasındaki mübadele durumuna da değiniliyor romanda. Mübadeleden sonra rumlardan kalan arazilerin ve zeytinliklerin büyük bir çoğunluğunun zenginlere verildiği küçük bir kısmının da fakirlere verildiği anlatılıyor. Romanda hiç beklemediğim ve en çok hoşuma giden durum, komedi unsurlarının çok yoğun olmasıydı. Kasaba halkı kendi ağzıyla konuşturulmuş ve çok komik sahneler meydana gelmiş. Kişilerin kendi başından geçen hikayeleri son derece komik bir şekilde anlatmaları romana hareket katmış. Bir başka gerçekleşen olay anlatıcının metruk manastırda Nemide ile karşılaşmasıdır. Nemide psikolojik sorunu olan bir kızdır. Halim Bey'in yeğenidir. Ay tutulduğu gece manastıra gider ve orada anlatıcı ile karşılaşırlar. Ancak kız kendinde değildir,kendisini başkası zannetmektedir. Anlatıcı ise yaşadığı o geceyi rüya zanneder ancak daha sonra Halim Bey'in evine yemeğe gittiğinde kızı görür. Kız ile evlenmek ister. Romanda Yunan mitolojisi ve bazı dini olaylara da telmih yapılmıştır. Bu da beni etkileyen yönlerden biriydi. Kasabalıların kadınlara karşı olan son derece gerici ve kötü bakış açısı da romanda verilmiş. Öğretmen Tevfik kadınların çalıştığını ve mal sahibi olduğunu söylediği zaman Avcı Nuri "Garı kısmının malı mı olurmuş" cümlesini kuruyor. Bir de Benli Fitnat kocasını pek çok kişiyle aldatmasına rağmen Balıkçı İdris ile bir gün yakalanıyor. Kasabalının bütün günahı Balıkçı idris ve Fitnat'a kalıyor. Bütün kasabayı dolaştırıp ayıplıyorlar. Köy katibi Mutaf Hoca "İlk taşı böyle bir suçu işlemeyen atsın." diyerek Hz İsa'nın cümlesini hatırlatıyor ancak kasabalılar yine de dinlemiyor. Kadınlara karşı ne kadar sığ bir bakış açısı içinde olduklarını görüyoruz. Ortada bir suç varsa sadece kadının oluyor. Romanda dini kötüye kullanan insanlara karşı da hiciv yapılmış. Mesnevi'den bahseden bir hocanın Mevlana'yı bilmemesi, daha çok para için bazı kişilerin fakirlerin cenazesini değil zenginlerin cenazesini kıldırdığı ifadeleri vb. bize bunu gösteriyor. Dil olarak yöre ağzı son derece iyi verilmiş. Halk arasında yaygın olan bazı söylemlere yer verilmiş. Düşünceler kelimelerle çok güzel, etkileyici, sade bir şekilde ifade edilmiştir. Sonuç olarak baştan sona çok beğendiğim okumaktan çok zevk aldığım bir eser olduğunu söyleyebilirim. Gözlemler, ifade edilen düşünceler, yazılan dil, beni etkiledi. Memo ve Cemo da gerçekten çok etkileyiciydi ancak mizah ile karışık böyle bir üslubu beklemediğimi söylemeliyim. Hem konu olarak hem üslup olarak çok güzel, çok etkileyici ve çok öğretici bir roman okuduğumu düşünüyorum.
Ay Tutulduğu GeceKemal Bilbaşar · Can Yayınları · 2015126 okunma
·
69 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.