En az Tarhana kadar sevdiğim bir şey daha varsa, o da trendir. Hep şaşarım o kocaman demir yığını nasıl yürür diye. Bazen annemden izin alır, tren beklemeye giderim. Bizim evden tee aşağıda Dekovil hattı dedikleri bir yer var. Oraya gider, oturup beklerim. Ne zaman geleceği belli olmaz, bazen gelmez bile. Ama gelince de böyle takur tukur öyle bir ses çıkarır ki dinlemeye, izlemeye doyamazsın.
Mektepteki hocamız dedi, bu trenlerin daha hızlı gidenleri varmış. Bizim trenlerimiz yavaşmış. İnanmadım. "Hızlı ya işte dedim. Daha ne kadar hızlı olsun." "Ben bir kere bindim" dedi hocamız. "Tren giderken yolda bir çeşme gördüm. Trenden atladım indim, abdest aldım. Elimi yüzümü yıkadım, sonra trenin peşinden koşup yetiştim, tekrar bindim. O kadar yavaş işte bizim trenlerimiz" dedi. Hepimiz buna güldük. Ama hocamız, "gülmeyin! bu trenler askerlerimize silah taşıyor, daha hızlı olmaları lazım. Düşmanın treni bile hızlı. Hem silahları, mermileri çok, hem askerleri tok, hem de trenleri hızlı" dedi. Sonra hepimiz sustuk.
Keşke bizim trenlerimiz de mermi dolu olsa, sıcak sıcak ekmek dolu olsa, hızlı hızlı gidip gelse cepheye. Askerlerimiz karınlarını doyurup doyurup yüklenseler mermileri.
Trenler hızlı olsaydı belki, babam bile arada trene binip bir koşu beni görmeye gelir, sonra geri dönerdi. Belki de trenler yavaş diye gelememiştir beni görmeye. Gelemeden şehit olmuştur.Cumhuriyet'in İlk Sabahıİlber OrtaylıŞermin Yaşar