·360 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Ağustos 2025 02:46 “Herkesin içinde anlatamadığı bir hikâye vardır.”
Kitabı bitirdikten sonra uzun süre elimden bırakamadım, masama koydum ve kapağıyla bakıştım. Hakan Günday’ın kaleminde hep bir sertlik, hep bir gerçeklik var. Tabiri caizse “üzerimden tır geçmiş” gibi hissettim. Okurken kimi yerde nefes almakta zorlandım, kimi yerde öfkelendim ama bir yandan da “evet, hayat tam da böyle” dedim. Hayat maalesef tam da böyle… Özellikle pembe hayallerle süslenmiş kitaplardan sonra, Az beni yeniden gerçek dünyaya döndürdü. Yazarın da dediği gibi “belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Kitabı okuduktan sonra hiçbir şeyi az diye küçümsememeye karar verdim çünkü bu iki harf arasında bir yaşanmışlık vardı.
Kitap; 11 yaşında okuldan alınıp bir şeyhin oğluyla evlendirilen Derdâ ile okula gidemeyip mezarlıklarda büyümek zorunda kalan diğer Derda’nın hikâyesini anlatıyor. İki farklı hayat, birbirinden bağımsız gibi görünse de aynı çıkmazda buluşuyor…
Yazarın kalemi o kadar güçlü ve akıcı ki, iki derdanın hikayesini ayrı ayrı anlatmasına rağmen, pamuk ipliğine bağlı olaylarla birleştirmeyi nasıl başarmış, hala şaşırıyorum. Kitap, hayatın zorluklarını anlatırken bir yandan da her zaman umut olduğunu ve hiçbir şey için geç olmadığını hatırlatıyor. Ama buna rağmen yazıların sadece bir roman değil, gerçekten gözümüzün önünde yaşandığını bilmek üzücü. Okurken çocukların ellerinden tutup kurtarmayı, yardım etmeyi o kadar çok istedim ki…
Roman, dini tarikatların arka yüzünde neler döndüğünü, insanların nasıl sömürülüp kandırıldığını gözler önüne seriyor. Küçük yaşta evlendirilen kız çocuklarını, kadına şiddeti, okuyamadığı için mezarlıklarda dilenen ve büyümek zorunda bırakılan çocukları anlatıyor.
Ve ben tüm bunları okurken sürekli şunu düşündüm: Yanından öylece geçip gittiğimiz, fark etmeden gözlerimizin önünde yaşanan bu hayatları gerçekten hiç mi görmedik? Yazarın deyimiyle, “burnumuz yetişkin uysallığıyla tıkandığı” için kaç çocuğun sessiz çığlığına kulaklarımızı kapattık?
Yeraltı edebiyatı okumaya Hakan Günday ile başladım ve artık alışıyorum. Diğer kitaplarını okumak için de sabırsızlanıyorum. Başka kitaplarda görüşmek üzere