5/10
·202 syf.··
2025 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2025 21:29
ilk defa oğuz atay okudum ve dilini çok sevdim. ‘ben’ diliyle yazılan kitaplarda karakterlerle daha yakın olsak da yine de onun bize verdiği kadarını alabiliyoruz. diyalogları okurken karşı taraf ana karakterimizin ağzından ne duyuyorsa biz de onu duyuyoruz ve bir ayrıcalığımız kalmıyor. burdaysa 8 farklı öykü olmasına rağmen her karakterin her hareketinde kendisiyle, karşısındakiyle dalga geçmesi, söylediği sözün yanında aslında gerçekten söylemek istediğini yazması bizi hep bir adım öne geçiriyor ve 8 farklı karaktere de bir şekilde bağlanma imkanı sağlıyor. önsözde oğuz atay’ın araç olarak ironiyi sık kullandığı yazılmıştı ama daha sistemi eleştiren bir kinaye olduğunu düşünmüştüm, bu kadar keyif almayı beklemiyordum. en çok unutulan, korkuyu beklerken ve babama mektup öykülerini sevdim. unutulan’da veda etmek zorunda kalınan birine duyulan özlem, yas, yoluna bir şekilde devam etmek zorunda kalmanın verdiği mahcubiyet o kadar derin hissettirilmişti ki… “Bugün, belki de sen artık öldüğün için, bana bir zamanlar haksızlık ettiğini düşünemiyorsam da, bana haksızlık edildiği düşüncesi içimde öylesine gelişti ki artık bütün dünyayı suçluyorum bu bakımdan. Bu bakımdan da istemediğim bir yerlere vardım, artık bütün dünyanın suratına çarpıp duruyorum kapıları.” babama mektup’taki bu satırlar bence yeterince özetliyor ama hemen herkesin babasıyla ilişkisinden yaralı bir parça bulup onu saracak bir öykü olmuş ve bunu 14 sayfada sağlamış oğuzcum.. korkuyu beklerken, kitaba adını veren en uzun hikayemiz. karakterin mizahını, ruhsal çatışmalarını keyifle okudum. kendini geliştirme isteği de çok temelli verildiği için saygı duyabildim en azından martin eden’daki gibi kimse için yapılmadı bu, kendisi için böyle bir karara vardı. tarikatların sistemini de güzel eleştiren bir öykü olmuş.
1000Kitap
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
·
88 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.