·400 syf.····Okunma: 01 Eylül 2025 00:03 Orhan Kemal'i ağlayarak yazdığım dediği o kitap...
Öncelikle dil ve üslup olarak çok akıcıydı. Dikkat dağınıklığıma rağmen tabiri caizse bir solukta okudum diyebilirim. Boş olduğum her fırsatta elime aldım, okudum.
Tabii okurken de daha ilk sayfalardan sinir krizleri geçirmeye başladığım bir kitap oldu.
Ana karakterler Mazhar, Nazan, Hacer.
Mazhar, eşi ile annesi arasında kalan, çaresiz hisseden bir karakter. Aslında annesinin nasıl biri olduğunun farkında fakat tam anlamıyla karısına sahip çıkmıyor. Çıkış yolunu da karısının yanında durarak aramak yerine farklı yollar arıyor. Belki gerçekten karısına sahip çıkabilseydi o ilk gün tutulduğu kadınla çok güzel bir hayatı olabilirdi.
Nazan, o kadar sessiz sedasız bir kız ki. Kaynanası tarafından asla sevilmeyen, hor görülen,kaynanasının oğluna asla yakıştıramadığı, sürekli aşağılanan bir gelin.
Ya oğlu sırf kıza yüzük aldı diye hem oğluna hem gelinine yapmadığını bırakmadı. Bunlara rağmen Nazan, kadını annesi gibi gördüğü için aman ağzımızın tadı bozulmasın aman kocamla aram açılmasın diye kadını sürekli alttan alıp hiç sesini çıkarmıyordu.
Hacer' e gelecek olursak ona o kadar sinirlendim ki kitabı böyle parçalamak istedim. Kendini beğenmiş, kıskanç, kendini herkesten üstün gören, kadın olmasına rağmen kadın düşmanı resmen, manipülasyon yeteneği oldukça yüksek bir kaynana.
Okurken Hacer' e delirmemek elde değildi.
Kitapta Hacer' in sonunu biraz daha kötü beklerdim. Tam olarak tatmin olamadım.
Nazan, garibim, keşke senin için güzel bir son yazılabilseydi...