528 syf.
·66 günde·Beğendi·9/10
İlk defa bir kitabı okumam bu kadar uzun sürdü, sebebi kitabın sıkıcı olması da değil. Çok ağır bir kitap bu, sindirerek okumak gerekiyor; kötü anılar var bu kitapta. Zannediyorum Sovyetler Birliği’nin tarihi, hiç böyle anlatılmamıştı.

Hayatlarına Sovyet olarak devam ederken bir gecede Ermeni, Azeri, Kırgız, Tacik, Rus, Beyaz Rus olanların, nasıl birbirlerine düşman olduğunu anlatıyor kitap her şeyden önce. Evinde ağırladığı komşuları tarafından evleri yağmalanan, etnik milliyetçilik nedeniyle sevdiklerini kaybedenleri anlatıyor. Gorbaçov denilen soytarının “glasnost” ve “perestroyka” yalanlarıyla koskoca devleti nasıl adım adım yok ettiğini anlatıyor. (louis vuitton reklamında oynayan komünist parti genel sekreteri mi olur ya?) Stalin dönemindeki korkunç istibdat dönemini anlatıyor, komşularının ihbarıyla hayatı sibirya gulag’larında darmadağın olan bireyleri, parçalanan aileleri anlatıyor. 1978 Sovyet-Afgan savaşından dönen, psikolojisi bozuk askerleri anlatıyor, liberal ekonomiye geçince bir ömür boyu biriktirdiği parayla kendine tabut bile alamayacak hale gelen sovyet insanını anlatıyor.

Anlatılacak pek çok şey daha var ama tek bir alıntıyla bitirmek istiyorum: “Yeryüzünde cennetin krallığını kurmak istedik. Güzel ama olmayacak bir hayaldi.”

20.Yüzyılın en büyük savaşında, “Büyük Anayurt Savaşı” nda, işgalci ve Faşist nazilere geçit vermeyenlere de selam olsun.

Arka fonda çalıyor: https://youtu.be/nQVt377u8MI