·129 syf.····Okunma: 01 Eylül 2025 09:34 Ayrılığı kabullenme sürecinin ne menem bir şey olduğu çoğu insan tarafından bilinir. Neredeyse herkes en az bir kez deneyimlemiştir bunu.
Yıkık dökük bir halde olmak ama kendini iyi olduğuna ikna etmek; ondan ayrılmanın kendin için ya da ikiniz için en doğru karar olduğunu söylemek ama aynı anda 'çok güzeldik neden olamadık?' diye için dışına çıkana dek ağlamak; ikimiz de mutluluğu hak ediyoruz demek ama aynı zamanda onun benden önce mutlu olmamasını hatta bin pişman olmasını istemek. Ve bunlara benzer daha bir sürü şey...
Ayrılığı kabullenmek böyle bir işte. Kabul edelim. Hele ortada büyük bir sevgi ve emek varsa. Ne diyeyim hiç kolay değil ama anlaşılır.
Aylin Balboa bu süreci harika anlatmış. Bir kadın gözünden ayrılığı kabullenmenin psikolojide yarattığı hasarı, yaşattığı dengesizliği, bir istiyorum bir istemiyorum krizlerini. Ama bunlar seven erkek için de böyle tabii. Sevdiğinden ayrılan herkes için çoğunlukla böyle. Kabullenme süreçleri hep daha zor ve sancılı. Ancak Balboa, bu dramatik durumu öyle keyifli bir yerden ele almış ki. Okuyunca üzülüyorsunuz ama çok gülüyorsunuz da. Karakter Osman'a yazdığı bir mektupta "ayrılığımız sonrası ne çok acı çekmişim, şimdi o acılarıma ve üzüntülerime gülüyorum' benzeri bir cümle kurmuştu. Bu kitap ayrılık acısı yaşamış ve ayrılığı kabullenme ile cebelleşmiş herkese bunu gösteriyor işte. "Ayrıldığın zaman dünyan başına yıkılıyor tamam haklısın ama yaşam devam ediyor ve bu ayrılık dünyanın sonu değil saçmalama, silkelen ve kendine gel" diyor işte. Bu yüzden bu dramatik ve insanı perişan eden konunun böyle komik yazılması bize tam bir ders niteliğinde.
Sonuçta her kabulleniş sonucu kendinize varıyorsunuz. Okuyunca göreceksiniz: kendinize ulaştıysanız iyileştiniz demektir. Tebrikler.
Okunulası bir kitap diyor, sözlerimi sonlandırıyorum.
Astalavista sevgili okurlar!
Dipnot: kitabı Storytel'den dinledim. Balboa'nın sesinden dinlemek şahane bir deneyim oldu. Gönülden tavsiye ederim.