Ben Orhan Kemal'e geç kaldım siz kalmayın.
8/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 13:48
Okuduğum ilk Orhan Kemal eseriydi. Yazara geç kalmanın vermiş olduğu pişmanlığı anlatamam. Fakat şu yaşımda okumak ayrı bir lezzet verdi. Bir kitabı okurken yaşınızın, bilgi ve tecrübenizin o kitabı yorumlamada ve farklı bakış açısı ile bakmanızda büyük bir katkısı var. Tabii 18 yaşımda da okumak isterdim, kendime kızmıyorum desem doğru olmaz. Bu incelememi kitabı okuduktan birkaç gün sonra yapıyorum. İncelemesi benim için genel hatlarını çizip bireye ve topluma vermek istediği veya öyle bir kaygısı olup olmadığıdır. Tabii şunu da belirtmek isterim ki Orhan Kemal gibi bir devi incelemek haddime değil lakin sadece kendi düşüncelerimi belirtiyorum. İnsanın yaşanmışlığı, hayata bakış açısını nasıl etkiliyorsa, kitap yorumlamaya da etkisi yadsınamaz. Yazar beni Yaşar Kemal okuyorum hissine kaptırdı. Yanlış anlaşılmasın, kullandığı dil ve üslup ile değil. Hissettirdikleri ve uyandırdığı duydu ile. Nasıl Yaşar Kemal’i okurken bir şeylere isyan duygum kabarıyorsa Orhan Kemal’de de aynı lezzeti aldım. Nasıl Yaşar Kemal her şeye ve her duruma karşı “yine de hayat mücadeleye değer” ya da “kötü şeylere karşı umut her zaman vardır” hissi nasıl uyandırıyorsa, aynı duygular Orhan Kemal okurken de oluştu. Mesela kitabın bir bölümünde şöyle bir cümle geçer: “İnsanlar aç ama umutsuz değillerdir!” bu cümle Yaşar Kemal kokuyordu. Dönem kitabı olarak görüyor olsam da veya yazar o dönemin şartlarına göre bir durum ortaya koysa da aslında hiç değişmeyen ve değişmeyecek olan insan-insan, insan-toplum mücadelesini konu edinmiştir. Bireyin toplumdaki yerini sorgularken bir yandan da toplum için bireyin değerini alt metinlerde okura aktarıyor. Ve bunu güzel bir kurgu ve edebi dil kaygısı olmadan işlemiş. Yazıldığı dönemin köy hayatının da artık zorlaştığı ve ekmek parası kazanma kaygılarının köy yerlerinde de arttığı ve Şehir yerine gidip çalışmanın zorunluluğundan bahsederken bir yandan da bireylerin şehir yerine giderken sadece birey oldukları yaşanacak olumsuzluklara karşı örgütlenme gibi bir kaygılarının olmadığı vurgulanmıştır. Yazar kurguda yukarıda bahsettiğim köy hayatında artık para kazanamayan üç arkadaşı ele alıp bunların etrafında olay örgüsünü genişletiyor. Bu üç arkadaşın her biri ayrı dünyalar olsa da ortak noktaları biran önce para kazanıp köylerine geri dönme istekleri. Bunu da memleketin en bereketli toprakları Çukurova ya giderek yapmaktadırlar. Çukurova da büyük gayretleri sonucunda hemşerilerinin fabrikasında çalışmaya başlamışlar ve zaman içerinde her biri farklı iş kollarına atılmasını okurken bir yandan da şehir yaşantısına ayak uydurmaya çalışmalarında ki zorluklarını yaşıyorlardı aslında. Tabi burada kitabı okumayanlar için ipucu vermeyeceğim, hangi karaktere ne oldu gibilerinden. Her birinin köyden çıkışı aynı hedef olsa dahi, her birey kendi özelinde gerçekleştirmek istediği ayrı arzuları ve istençleri vardır. İşte burada şu noktaya değinmek istiyorum, bireycilikte bu kadar istek ve arzu varken iş hayatında çekilen zorlukları eskiden toprak sahiplerinin köylüyü ezdiği gibi yazarın anlattığı dönemde de fabrika sahiplerinin işçilerini ezdiğini ve bunu sadece kendi aralarında konuşup şikâyet etmekten başka bir gayretleri yoktu. Bu sadece üç kişi özelinde değil yazar kitabın genelinde, birlikte mücadele edememeyi, yığınların bir yumruk haline gelememesini çok güzel işlemiştir. İş ile ilgili bir zorluk yaşanırken sadece kendi yarınını düşünerek hareket eden bireyci anlayışı ve örgüt olamama sıkıntısını siz de karakterlere kızarak yaşıyorsunuz aslında. Bir başka değinmek istediğim konu da Orhan Kemal’in, yaşadığı toplumda sadece konuşulan sıkıntılarını değil konuşulması ayıp sayılan yönlerini de kaleme alması onu toplumcu gerçekçi yapan unsurlardan biri. Kitapta ele aldığı ilişkiler aslında konuşulmayan gerçekliklerdi. Toplumda ayıp görülüp konuşulmasada yaşanmıyor anlamına gelmeyen tüm yaşanılanları yazar tek tek işlemiş. Ayrıca alt metinlerde Kadının toplumdaki önemi, yeri, iş hayatına katılımı gibi unsurları ön plana çıkıyor. Orhan Kemal şu cümlesiyle bunu destekliyor aslında; “Bu kızlardan çoğu, daha memeleri kabarmadan gebe kalırlar. Doğurur, anne olur, gene gebe kalır, gene doğurur, gene gebe, gene doğum. Sonunda ya tanınmayacak kadar çirkinleşir ya da yeni dostlar ardından koşan kocalarının tekmesiyle elden ele dolaşır, en sonunda da babaları yaşında birinin kahrını çekmek zorunda kalırlar.” “Bereketli Topraklar Üzerinde” Orhan Kemal’in aslında adına yaraşır biçimde, “bu topraklarda ne ekersen onu biçersin.” dercesine memleketin hem güzelliklerinden hem de zorluklarından bahseden kendimce geç kaldığım ama sizin geç kalmamanızı önerdiğim güzel bir eser.
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
·
47 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.