Hayatın hızının beni nasıl bir girdabın içine sürüklediğini fark ettim. Hep koştum, hep bir yerlere yetişmeye çalıştım. Günler geçti, aylar geçti, yıllar geçti… Ama dönüp baktığımda aslında hiçbir yere varamadığımı gördüm. Kitap bana en çok bunu hissettirdi: Yaşamak, aslında sakinleşmeyi bilmekmiş. Hızla yaşadığımızda, hayat sadece bulanık bir görüntüye dönüşüyor. Ama sakinleştiğinde, detaylar görünür oluyor; rüzgârın sesi, bir çocuğun gülüşü, kendi kalbinin ritmi…
Benim için en çarpıcı olan şey, yavaşlamanın aslında kayıp değil, kazanç olduğunu anlamaktı. Çünkü ben hep yavaşlayanların geride kaldığını düşündüm. Oysa yavaşladığında geride kalmıyorsun, tam tersine hayatın merkezine iniyorsun. Bu kitap bana geçmişte kaçırdığım pek çok anı düşündürdü. Aceleyle geçip gittiğim yollar, telaşla görmezden geldiğim yüzler, bir türlü vakit ayırmadığım hisler… Hepsi aslında sakinlik istedi.
İçimdeki en derin hatıralardan biri çocukluğuma ait. Yaz akşamları sokakta otururken, annemin çay kokusuyla dolan balkonundan yayılan huzuru hatırladım. O anlarda hiçbir telaş yoktu, hiçbir acele yoktu. Şimdi o günleri düşündüğümde, kitabın bana söylediğini daha iyi anlıyorum: Sakinlik, hayatın en gerçek hali. Çünkü koşuştururken asıl yaşamın sesini duyamıyorsun.
Özgür Bacaksız’ın cümleleri bana adeta bir aynayı tuttu. “Neden hep yoruluyorum?” diye sorduğumda, cevabı aslında çok basitmiş: Çünkü kendimi hiç dinlememişim. Hep dışarıyı dinlemişim, hep başkalarının çağrılarına kulak vermişim. Sakinlik ise insanın kendine dönüşüymüş.
Bu kitapla birlikte şunu hissettim: Sakinlik, pasiflik değil; bilakis en güçlü duruş. Fırtınanın ortasında bile dimdik kalabilmek. Kalabalıkların bağırışında bile kendi iç sesini duyabilmek. Bunu başarabilen insan gerçekten yaşıyor. Ve ben artık hayatımı sadece hızla değil, dinginlikle de yaşamak istiyorum.
İçimde bir karar oluştu. Bundan sonra telaşın beni sürüklemesine izin vermek istemiyorum. Çünkü biliyorum ki, yaşamak gerçekten sakinlik ister. Ve ben, sakinliği kaybettiğim her an aslında hayatımı kaybediyorum.