Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 13 Ağustos 2025 14:49 Patasana”, Ahmet Ümit’in polisiye romanlarının tipik özelliğini taşıyor: bir cinayet soruşturması üzerinden topluma, tarihe ve insana dair daha derin meseleleri açığa çıkarmak. Bu kez olay örgüsü, Güneydoğu’da arkeolojik bir kazı etrafında gelişiyor. Kazıdan çıkan Hitit tabletleri, geçmişin kanlı tarihini bugünün çatışmalarıyla yan yana getiriyor.
Bence romanın en güçlü tarafı, “tarih ile bugün arasındaki şiddet döngüsünü” göstermesi. Patasana’nın, binlerce yıl öncesinden yazdığı acılar ve ihanetler, aslında bugünün coğrafyasında yaşanan çatışmalara çok benziyor. Yani roman şunu söylüyor: İktidar hırsı, savaş ve kan dökme, çağlar geçse de aynı kalıyor.
Ahmet Ümit’in dili burada da oldukça sürükleyici; polisiye merakı diri tutarken okuru tarihle, kültürle de yüzleştiriyor. Ancak eleştirilecek bir nokta var: Romanda kadın karakterler yine daha çok yan rollerde kalıyor; erkeklerin hikâyesini tamamlayan figürler gibi işlenmiş. Ayrıca bazı bölümlerde yazar, tarihi aktarma hevesiyle polisiye kurgunun temposunu düşürüyor.
Yine de şunu net söyleyebilirim: “Patasana”, sadece bir cinayet hikâyesi değil; geçmişle bugünü yan yana koyarak insanın değişmeyen zaaflarını, iktidarın kanlı yüzünü anlatan çok katmanlı bir roman. Okuru, hem tarihsel bilinçle hem de vicdani sorgulamayla baş başa bırakıyor.