Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 01 Eylül 2025 21:18 Kitap benim gibi uyuşuklara zaten kapağında gereken şeyi söylüyor. Ama benim gibi bir üst level uyuşuksanız, bu cümle yetmiyor maalesef. Bu yüzden içeriğe biraz detaylı göz gezdirmek gerekiyor.
Önemli 9 başlık, bu 9 başlığı nasıl kombinleyeceğimiz ve okur ile hoş sohbetten oluşuyor kitap. Son kısmı okumam belki gereksizdir demiştim ancak en beğendiğim kısım orası oldu kesinlikle. Eğer olur da görüşürsek çekinmeden sarılma iznini bile verdi bana.
İlk başlık "emek". Emeğin şu kısımları anlatılmış:
1- Emeksiz yemek olmaz.
2- Bir şeye emek verirsen ne olursa olsun çok güzel olur.
"Ata'nın izinden böyle gidilir; üreterek, emek koyarak, değer katarak."
İkinci başlık "bilgi". Bilgisiz çalışkanlık asgari ücrettir. Sakıp Sabancı' nın da dediği gibi. Her şeyin bir şeyini, bir şeyin her şeyini bil. Bilgiden zarar gelmez hiç bir zaman. Ama seçtiğin, sevdiğin ve memnun olduğun alandaki tek bir bilgisizlikten çok ama çok zarar gelir. "Avucunuzdaki Kelebek" seminerindeki Emriye Hanım' ın hikayesi her şeye bedel zaten. Onu araştırırsanız bu bölümün her şeyini anlarsınız.
Üçüncü başlık "iş kalitesi". Bizim ülkede olmayan şey. İşini doğru yapmanın önemi üzerine bir başlık. Ülke kalitesiz işlerle dolu. İşin kalitesini etkileyen şeylerden biri de o işi nasıl yaptığın. Kitaptaki hasta/gün(hafta) oranı zaten ülkenin neden kalitesiz işlerle dolu olduğunun açıklaması. Burada senin ve benim yapmam gereken şey bunu avantajına çevirmek. Ülkede o kadar çok düzgün olmayan iş var ki alanında biraz düzgün ve kaliteli iş yapsan öne çıkarsın.
Dördüncü başlık "girişimcilik". Zaten her yerden duyup her yerden aşina olduğumuz bir kavram. Yazar da çok güzel açıklamış. Önce uçan tavukları ile girişimciliğin ne olduğunu, tavuklarda olmayan kavramlar ile bizim neden girişimci ruhlu olmadığımızı açıklamış. Sonrasında da yanlış girişimin yapılmamasını ve eti örneği ile eksik tarafa yönelmenin önemini vurgulamış.
Beşinci başlık "planlama". Not al -> Sonuçlandır -> Raporla. Bir ekip liderinin bilmesi gereken en önemli planlama kuralı. Yine ülkemizde olmayan hatta eksilerde olduğumuz alanlardan birisi. Bir işe başlamadan yolda yaşanılan olaylara göre değişebilen yol rehberidir plan. Hayati önem taşır. Bir de şunu eklemiş yazar: "Küçük kararları aklınızla, büyük kararları kalbinizle alın."
Altıncı başlık "ekip". Bana en uzak olan bölümdü. Belki de şu an için. Sosyal organizasyonlarda bir çok ekip ile birlikte çalıştığım için zaten bildiğim, sadece hikayelerinden keyif aldığım bir kısım gibi geldi. Klasiktir, iyi bir fikrin işin varsa iyi bir ekibin olsun ki sen olmasan da o iş olsun. (Buradan ekip ve yardımlaşma deyince aklıma ilk gelen Selin kardeşime selam olsun)
Yedinci başlık "etik". Yine bizim ülkede fazlaca olmayan bir kavram. 60 yıllık bir avukat "Tüm davalarım birbirine güvenen insanlar arasındaydı" demiş. Zaten bu cümle yeterli. Bir de benim de sıklıkla eleştirdiğim dini kısımları çok güzel eleştirmiş yazar. Çok hoşuma gitti bu kısım. Umarım herkes bir an önce aynaya sonra da neye inanıp ne için yaşadığına bakar ki etik kavramı ülkemizde olmayan kavram diye değil de gurur duyduğumuz kavram diye anılır.
Sekizinci başlık "eylem". Bence kitabın en önemli başlığı. Zaten kitap da bunu diyor. At şu adımı, geç şu eyleme. İstediğin şey için eyleme geçmelisin. He bu kolay bir şey mi? Tabii ki hayır. "Eylem beraberinde sorun getirir." Kıpırdamazsan başın rahat eder. Bu ülke için çalışan, emek koyan herkesin başı ağrımıştır ve ağrıyacaktır. 7 basamaklı bir yola çıkış formülü koymuş yazar:
Hayal -> Plan -> Eylem -> Yetkinlik -> Deneyim -> İnanç -> Özgüven.
Dokuzuncu ve son başlık "tutku". İlk cümle her şeyi anlatıyor aslında: "İkigai felsefesinin temelinde, sabah sizi güne heyecanla uyandıran bir 'amaç' vardır." Yaşam sevincinizi SGK' lı bir işe değiştirmeyin cümlesi ile de destekler bu cümleyi. Türkiye şartlarında her ne kadar zor olsa da sevdiğiniz ve bağlı olduğunuz işi yapın demiş yazar. Tabii bu ne kadar mümkün tartışılır. Bu bölümde bir de Sadun Boro' dan bahseder yazar. Merak ettim belgeselini izledim. Gerçekten izlenmeli ve ara ara insana ben istediğim şeylere zaman ayırıyor muyum ya sorusunu sordurmalı insana. Ne için çalıştığını bilmeli insan. Bu bölüme destek isteyenler bence direkt "Avucunuzdaki Kelebek" seminerine koşmalı hiç durmadan.