İçinde emek, bilgi, iş kalitesi, girişimcilik, planlama, ekip, etik, eylem ve tutkudan birer demet bulunan, okuyucuyla aşk, enerji ve heyecan veren, içsel kaynakları kullanmanın önemini anlatan, çaba göstermenin, gayret etmenin, emek vermenin, karşılık beklemeden çalışmanın güzel sonuçlar oluşturacağına dair çok sayıda örnek olan bir kitaptan, Ahmet Şerif İzgören'in At Şu Adımı kitabından bahsetmek istiyorum.
Kitabı okuyanların, farklı yerleri hafızasına kaydedeceğinden ve muhtemelen bazı örnekleri hayatına yansıtacağından şüphem yok. Kitapta ülkemizin en ünlü insanlarından kimsenin tanımadığı insanlara kadar iyilik ve güzellik namına çok sayıda örnek var. Kitap çok samimi bir dille yazıldığı için okuyucuyu sıkmıyor. Yazarın hayatındaki zorlukların yolunu aydınlattığı ve önünü açtığı görülüyor; “Ben bir memur çocuğuyum, annem ev hanımı, üç kardeşiz. Ben hayatım boyunca pazarda ucuz domates aradım arkadaş, hâlâ da öyle. Pazarda ucuz domatesi aramayan yazarın hayatta başarma ile ilgili kitabını okumayın” diyerek hayatını zorluklarla yoğurmayan insanların anlatacakları hikâyenin etkili olmayacağı anlatılıyor.
Küçüklüğünde, gençliğinde zahmete ve sıkıntıya katlanmayan insanların hayatta başarılı olmasının zor olduğu anlatılıyor. Hayatın kolaylıklarla dolu olmadığı ve mutlulukların daha çok acılar üzerine kurulu olduğu, acıyı tatmayan, yaşamayan ve acıyla yüzleşmeyen birisinin sonrasında çok zorlandığı anlatılıyor.
Herkesin gezdiği bir saatte gecenin yarısında spor salonunda çalışmaya devam eden, alın teri döken, çabalayan, buna rağmen arkadaşlarının dalga geçtiği bir futbolcunun Türk Milli takımında attığı golle tarihe geçtiği anlatılıyor ve herkes gezerken, herkes uyurken, başkaları eğlenirken senin ne yaptığın önemli mesajı veriliyor. Bu örnek güzel bir sözü