Bu kadar saçma iğrençlikte bir kitabı beğenen kişi sayısını görünce bu yazıyı yazmam gerektiğini düşündüm.
Kitabı yeni bitirdim ve çok sinirlendim. Bu inceleme spoiler içerir şimdiden uyarayım.
Kitap Andersson ailesinin yeni eve taşınması ile başlıyor bildiğiniz gibi. Evin eski sahibi düşüp öldükten sonra bu eve taşınıyorlar. Kitap bu mahalledeki komşuları ile olan ilişkileri baz alıyor. Temelde de 3 komşuyu okuyoruz,birbirinden beter 3 komşu.
Birisi Ola; kendisinin bir kadına şiddet suçundan kaydı var. Annesinin bakıcısının, annesine iyi bakmadığını söyleyip bakıcıya şiddet uygulamış. Bu mahalleye taşındıklarında evliymiş fakat daha eve yerleşemeden karısını komşusu Jacqueline ile aldatınca 2 kedisi ile kalıyor.
Diğer komşu yaşlı çift GunBritt ve Ake; kendilerinin kötülüğü var diyemeyiz. Uzun zamandır orada yaşayan bir çift. Arada evlerinde site partisi verip komşuları çağırıyorlar.
Son komşu ise Jacqueline; kendisinin 15 yaşında Fabian isimli oğlu var. Oğlunun tavırları tuhaf, psikologlara götürmüş olsa da teşhis konmamış ve birçok doktora göre sorunu yok. Fabian okulda zorbalığa uğruyor. Jacqueline ise mankenliği bırakmak zorunda kalınca kredi çekip bu evi satın alıyor ve oğlu ile yaşamaya başlıyor. Kendisi de sorunlu. Alkol sorunu var ve sevgi ne demek bilmiyor, erkek seçimleri sıkıntılı. Sevgilisinin oğluna şiddet uyguladığını görünce ayrılıp tekrardan affeden birisi. Toksik ilişkinin vücut bulmuş hali.
Olaya gelecek olursak Bianca'ya araba çarpıyor ve hastaneye kaldırılıyor.Kitapta zamanda geriye gidip kaza öncesini ve sonrasını okuyoruz. Bianca'ya çarpan araba Jacqueline'nin ama Bianca'nın kocası Micke gidip de hesap sormuyor. Kaza öncesine kadar da Jacqueline ile aralarında bir şeyler oluyor. Jacqueline'nin evli erkeklerle ne sıkıntısı var anlamış