İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler bölümünde çalışan Maya Duran, seminer vermek üzere İstanbul’a gelen Alman asıllı Prof. Maximilian Wagner’i karşılar. Seminerden sonra Max Şile’ye gitmek ister. Soğuk Şubat sabahında Max Nadia için bestelediği Serenadı kemanıyla çalmaya çalışır. Maya, Şile’de Max’i donmaktan kurtarır. Bu nedenle hakkında soruşturma açılır ve üniversitedeki işinden olur.
Nadia, Max’in eşidir. Nazi zulmünden kaçıp İstanbul’a gelirken yolda yakalanmış ve toplama kampına gönderilmiştir. Max Nadia’yı kurtarmak için bir çok yol denemiş sonunda Filistin’e gidecek olan Struma adlı gemiye binmesini sağlamıştır. Gemi İstanbul’a gelmiş ancak hükümetlerin politikaları gereği yolcuların gemiden inmelerine izin verilmemiş ve gemi Karadeniz açıklarında havaya uçurulmuştur. Ardından Max sınır dışı edilerek Amerika’ya gitmiş ve psikolojik tedavi görmüştür.
Maya’nın babaannesi Mari, tehcir kararı sonrasında sürgün edilen Ermeni bir ailenin kızıdır ve 6 yaşındayken Semahat ismiyle yetimhaneye verilmiştir. Ardından İstanbullu bir aile tarafından evlat edinilmiştir.
Anneannesi Ayşe ise Kırım Türklerindendir ve Mavi Alaya mensuptur. Yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlardır.
Maya’nın işinden olması aynı zamanda yeni hayatının da başlangıcı olur ve araştırmalarını tamamlamak için Almanya’daki Nazi arşivlerine gider.
Max’in Nadia için bestelediği ancak sınır dışı edilirken notalarını yanına alamadığı Serenadın notalarını bulur. Ardından Bodrum’a ailesinin yanına gider. Mimesis kitabının çevirisine başlar. O sırada struma gemisinin görüntülerine ulaşır. Max’in hastaneye kaldırıldığını öğrenince Serenad ve DVD ile birlikte Amerika’ya yanına gider.
Sonunda farklı milletlere ve farklı dinlere mensup bu üç kadının ve Max’in hikayelerini de ele alarak kendi hayatından da izler taşıyan bir kitap yazar.