Puan vermedi·637 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ağustos 2025 23:40 Dirilişi okurken yalnızca bir romanın sayfalarında değil, insan ruhunun derin koridorlarında dolaşıyorsunuz diyebilirim. Nehlüdov’un hikâyesi, bana pişmanlığın ağırlığını ve vicdanın insana yeniden doğmayı zorunlu kılan gücünü hissettirdi. Her bir satır, “Gerçek diriliş nedir?” sorusunu zihninize bırakıyor.
Tolstoy, toplumsal adaletsizliği, dinin samimiyetten uzak yorumlarını ve sınıflar arasındaki uçurumu gözler önüne sererken, aslında bizi kendi iç dünyamızla yüzleştiriyor. Bunu yaparken kuru bir eleştiri içinde bırakmadan, içsel bir yolculuğa çıkarıyor. Okudukça insan kendisine “ben olsam ne yapardım” diye soruyor.
Benim için Diriliş, bir roman olmanın çok ötesine geçti. Vicdanın, adaletin ve yeniden başlamanın kıymetini hatırlatan güçlü bir içsel yolculuk oldu. Kitabı kapattığımda içimde yankılanan tek şey şuydu: “Asıl devrim, insanın kendi içinde başlattığıdır.”
Tolstoy’un, Savaş ve Barış, İnsan Ne ile Yaşar kitabı da muazzamdı ama favorim Diriliş kesinlikle.