Siz hiç kendinizden kaçmak istediniz mi? İçinizdeki şeytana daha fazla boyun eğmek istemediğiniz için ne yapacağını bilemeyecek duruma geldiniz mi?
Tolstoy'un belki de çok bilinmeyen Şeytan ~ Peder Sergi isimli iki uzun öyküsü bu sorulara cevap aratıyor efendim. Kitap iki öyküden ibaret. İkisi de gerçek olaylardan yola çıkılarak yazılmış. Şeytan'ı yazarken eşinin görmemesi için koltuk döşemesinde saklamış, editörü ile birlikte ne kadar uğraşsa da önünde sonunda eşi bulmuş tabii ki, gerçekleri ne kadar saklayabilirsiniz ki zaten :/ Karı kocaya göz yaşı döktüren bu eserin sebebini birazdan anlatacağım. Peder Sergi'yi ise bir manastır ziyareti dönüşü edindiği kötü izlenimler sonucu yazmaya karar verir; yazar, siler, değiştirir, eksiltir, genişletir ve 10 yıl sonra eserini tamamlar. Bu kez Ortodoks çevreleri tarafından katı bir eleştiriye maruz kalır ve Vladimir Çertkov'a yazdığı mektupta öykünün konusunun “şehvetle değil, kibirle ve dünyevi şöhretle mücadele” olduğunu yazar.
Peki, nedir bu kadar ses getiren öykülerin konusu?
Şeytan..
Ölmüş babasının borçları yüzünden çiftliğe sahip çıkmak için annesiyle beraber şehirden köye gelen Yevgeni İrtenyev, şehir hayatını köye taşımak ister. Gençlik zamanında birçok kadınla birliktelik yaşayan Yevgeni, burada da “bu sadece sağlığım için gerekli, kötü bir şey değil bu” diyerek kendini avutur ve kocası başka bir şehirde yaşayan Stepanida ile birkaç kez beraber olur. Sanırım aşık değil fakat artık arzularına söz geçiremiyordur. Bu yüzden şehre kaçar ve karşısına iyi yürekli Liza çıkar ve evlenirler. Bu sürede aklında Stepanida ve yaşadıkları yoktur. Bir sebeple tekrardan köye gelmek zorunda kalırlar ve Stepanida ile bir gün karşılaşılır. Sonrası Yevgeni'nin içinde bulunduğuna inandığı Şeytan ile mücadelesidir. Belki de Şeytan Stepanida'dır :/ Tolstoy'un eşi Sofya Andreyevna'yı ağlatan bu hikâyenin sebebi Tolstoy'un gençliğinde Aksinya isimli bir kadına aşık olması ve bu ilişkiden de bir çocuğunun olmasıdır...
Peder Sergi..
Çocukluğundan beri her şeyi mükemmel yapmaya kararlı olan Stepan Kasatski, nişanlısının cok sevdiği İmparator I.Nikolay'ın eski sevgilisi olduğunu ve bir birliktelik yaşadıklarını öğrenince düğüne iki hafta kala her şeyi bırakır ve kendini manastıra kapatır. Fakat içindeki arzularına söz geçiremez. Günahtan kaçmak istedikçe günah onu şehvetle davet etmektedir. Bu şekilde neredeyse 30 yılını günahtan arınmak için kendini kapatarak geçirir. Öyle ki bu sebeple işaret parmağından bile olmak onun için daha az acı vericidir. Yine de nefsine hakim olmaya çalışırken, eski ismiyle Stepan Kasatski, yeni ismiyle Peder Sergi de aynı Yevgeni İrtenyev gibi içindeki şeytan ile amansız bir mücadele verecektir.
Benim için her iki öykü de harikaydı. Dili, kurgusu, olay örgüsü, sadeliği muhteşemdi. Tolstoy ile barışmamı sağlayan bir kitap oldu. Kitabı bitirdikten sonra insan ister istemez düşünüyor, ya şeytan aslında sadece bizim nefsimiz ise? Nefsimize ne derece hâkim olabiliyor, onu günahtan koruyabiliyoruz? Günaha girmemek için ne kadar mücadele ediyoruz? Ya da kolayca günaha girip, suçu şeytana atmak daha mı kolayımıza geliyor? Efendim, bu beyin yaktıran ama klasiğe size doyuracak olan bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Uzun oldu kusura bakmayın fakat bölünmeyecek kadar harika bir kitaptı 🩷 kitapla ve umutla kalın 🩷
Şeytan - Peder SergiLev Tolstoy