·175 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Eylül 2025 13:02 Acaba nasıldı? Dehşetli uzun zaman parçaları. Bu parçaları birbirine denk getirmek zormuydu, zaman mı alıyordu yoksa en sade şekliyle mi anlatmalıydı. Evet en sade şekliyle fazlalıklardan arınmış, duygu,düşünce ve sevdiklerine yer veren bunu önemseyen "Minimalist akımının" öncüsü olan yazarın bir meselesi var ona göre büyük bir mesele. Okura göre ise kafa karıştırıcı,zor,absürt,saçma bu ne biçim dedirten cinsten...
Eleştirmenlere göre ise has okurların okuyabileceği bir esermiş. Kime göre neye göre...
Ben bir okur olarak yolunuzu açmak ve anladıklarımı sizinle paylaşmak isterim müsaadenizle... ama önce kısa bir bilgilendirme yapmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Şöyle ki;
1961 yılında yayınlanmış olan bu eser "Minimalist Akımının" da keşfedilmesine denk gelir. Bu akımı denemek adına düşüncelerini o an ki durumunu kaleme almış yazar ve Sayın Beckett, 1969 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almıştır. Tuhaftır ki ödül almış olmasına rağmen ödülle ilgili hiç bir sempozyuma, toplantılara davetlere katılmamıştır. Bunları sizinle paylaşmamın sebebi de satırlarda saklı... çünkü normal bir ruh durumunu yaşamayan bir karakter...
Başlayalım;
Ben senin derdini anladım. Sıkıntılarını ruhsal buhranlarını, ne kadar zor bir çocukluk ve gençlik geçirdiğini anne ve baba sevgisi görmeden büyüdüğünü ve en yakınım dediğin kardeşinden bile darbe yemek sana bunları yazdırmış içini dökmek istemişsin belli ki...
Yapayalnızsın. Kimsen yok. Bir eşin vardı aşık olduğun, taptığın. O da intihar edip seni bırakıp gittikten sonra bütün sanrıların, dibe attığın ve derinde bıraktığın tüm duyguların dışa vurdu ve kendini kaybettin.
Kendini çuvalın içine hapsedilmiş gibi hissetmen, sürekli işkence gördüğünü dile getirmen hiç kolay değil.
Ama şunu bil ki hepsi sensin.Hepsi senin beyninin oyunu... Matematiksel düzlemde sayılarla kedinin fare ile oynadığı gibi oynaman da üstün zekalılıktan ileri geliyor sanırım. Sen bir cambazsın. Sözcüklerle oynayarak onları oya gibi işlemiş bizlere, okura sunmuşsun. Sözcüklerle anlatamadığını düşünerek, anlatmak istediklerini sayılarla anlatmaya çalışmakta büyük meziyet ne diyim. Hayran kaldım. Oluşturduğun metne, yazdıklarına anlamaya çalışmak için beni zorlamana, satırlarda ki sadeliğe, absürtçe hiç noktalama işareti kullanmadan sadece küçük harflerle okurunu etkilemene bayıldım.
Çevirmen Uğur Ün'e selam olsun. Muazzam bir çeviriydi.
Sesine ses olabildeysem, yazdıklarına tercüman olabildiysem ne mutlu bana.