·517 syf.····Okunma: 04 Eylül 2025 14:27 Kitap açılışını klasik bir aşk hikayesi üzerinden yapsa da aslında ana metnin bir aşk değil kendini gerçekleştirme hikayesi olduğunu gösteriyor bize. Alt sınıflardan gelen Martin'in gönlünü kaptırdığı burjuva kızının sosyal statüsüne ulaşmak ve onu kazanmak uğruna çıktığı bu yolda yeteneklerini keşfedip insanüstü bir çaba göstererek çok satan bir yazar olma uğruna verdiği mücadeleye tanıklık ediyoruz. Ama Martin kendini geliştirdikçe ve ögrendikçe dahil olmaya çalıştığı ve başlarda hayran olduğu bu üst sınıf insanların aslında ne kadar yozlaşmış, sığ, kibirli ve yapmacık insanlardan oluştuğunu fark ediyor ve aralarına girmeye çalıştığı bu insanlardan her gün biraz daha soğumaya başlıyor. Sevdiği kızın da verdiği bu mücadelede onu yarı yolda bırakmasından ne kadar etkilense de yine de hayallarinden vazgeçmiyor ve istediği başarıyı ve başarının beraberinde getirdiği parayı kazanıyor. Artık istediği şöhrete sahip çok satan bir yazar olmasına rağmen bu başarı onu tatmin etmiyor. Eskiden yani hiçbir sey bilmiyorken, sadece işçi sınıfına mensup biriyken çok daha mutlu olduğunu fark ediyor.
Cehalet mutluluk mudur? Bilmiyorum. Ama Martin'in öğrendikçe ve kendini geliştirdikçe daha mutlu olmadığı kesin. Bilgi birikimi ve farkındalığı arttıkça daha çok tükenmiş, şöhreti onu daha da yalnızlaştırmış ve bu durum ruhunda artık iyileşemeyecek kadar derin yaralar açmış.
Sonu sarsıcıydı. İyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu. Okuyacak herkese keyifli okumalar dilerim, içinde kendinizden de bir şeyler bulacağınıza eminim.